İletişim Başkanlığı, İsrail Başbakanlık Ofisi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Açıklamada, İsrail yönetiminin ifadeleri “tarihi gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun” olarak nitelendirilirken, söz konusu açıklamaların savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içinde bulunduğu durumu gösterdiği savunuldu.
“SEVİYESİZ AÇIKLAMALAR İBRETLİK BİR VESİKADIR”
İletişim Başkanlığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İsrail Başbakanlık Ofisi'nin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, tarihi gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanları; savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acziyetin bir başka göstergesidir.”
Netanyahu yönetiminin açıklamalarının seçimlerde siyasi avantaj sağlamayı da amaçladığı savunularak, “Netanyahu ve şürekasının seçimlerde kendisine avantaj sağlamayı da amaçlayan bu ucuz siyasetinin, ne kendi toplumunda ne bölgemizde ne uluslararası toplumda ne de bizde herhangi bir karşılığı yoktur” denildi.
Açıklamada ayrıca, “Soykırım suçlamasıyla uluslararası adalet mekanizmalarının önünde hesap vermeyi bekleyen bir yönetimin bu seviyesiz açıklamaları, Türkiye’nin sözünün ve Cumhurbaşkanımızın hakikat karşısında susmayan duruşunun kimleri ne ölçüde rahatsız ettiğinin ibretlik bir vesikasıdır” ifadeleri kullanıldı.
“UCUZ SİYASETİN BİR PARÇASI”
İsrail’deki seçim kampanyasının giderek sertleşen bir tehdit siyaseti ve güvenlikçi popülizmin etkisi altına girdiği ileri sürülen açıklamada, Netanyahu yönetiminin Türkiye’ye yönelik tutumuna da değinildi.
İletişim Başkanlığı, “Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi yeni bir tehdit figürü olarak inşa etme çabası da bu ucuz siyasetin bir parçasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ İÇİN CİDDİ RİSK”
İç siyasi rekabet amacıyla sürdürülen tehdit söylemlerinin ve gerilimi tırmandırma çabalarının yalnızca İsrail toplumu için değil, bölgesel ve küresel barış açısından da risk taşıdığı belirtildi.
Açıklama, “Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir” ifadeleriyle tamamlandı.




















