İBB Davası’nda 59. gün duruşması Silivri’de başladı. Duruşmada tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun savunma yaptı. Ongun, savunmasının en dikkat çeken bölümünde Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi ile 19 Mart operasyonu arasındaki ilişkiye odaklandı.
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Yönetim Kurulu’nun 18 Mart 2025 saat 18.00’de İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiğini hatırlatan Ongun, bu karardan yalnızca 12 saat sonra, 19 Mart sabahı saat 06.00’da İmamoğlu operasyonunun yapıldığını söyledi.
Ongun, “Daha geçmişi de var ama önce sadece 18 Mart – 23 Mart arasındaki 5 günün anlamını tespit etmek lazım. Çünkü tüm sır bu 5 günde gizli” dedi.
“DİPLOMA İPTALİ OPERASYONUN SABAHI BEKLENDİ”
Ongun, Başsavcılığın operasyon öncesinde üniversiteye iki ayrı yazı göndererek diploma iptalini istediğini savundu.
Yakın tarihte bir cumhurbaşkanlığı seçimi bulunmadığını belirten Ongun, buna rağmen diplomanın neden ısrarla operasyon öncesinde iptal ettirilmeye çalışıldığını sorguladı.
Ongun, “Evet 23 Mart’ta bir önseçim vardı ama bu CHP’nin iç konusuydu. YSK’nın değil. Peki neden illa diploma iptali beklendi?” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun zaten tutuklanacak olması halinde diplomanın daha sonra da iptal edilebileceğini söyleyen Ongun, “Oysa ısrarla iptal beklendi ve kararın sabahı operasyon yapıldı. Her şeyin sırrı burada” dedi.
“DİPLOMA İPTALİ ADAYLIĞI GARANTİYE ALMAK İÇİN DEĞİL, ANAYASAL SUÇ RİSKİNİ ÖNLEMEK İÇİN YAPILDI”
Murat Ongun, diplomanın iptal edilmesiyle operasyon arasındaki ilişkinin sanıldığından farklı olduğunu savundu.
Ongun’a göre diploma iptali yalnızca İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını engellemek için yapılmadı. Asıl hedefin, operasyonun ileride “anayasal suç” olarak yorumlanmasının önüne geçmek olduğunu öne sürdü.
Ongun, “Bu iptal, yorumlandığı gibi cumhurbaşkanı adaylığı iptalini garantiye almak için yapılmadı. Diploma iptali ile operasyonun ilgisi, anayasal suç kavramında saklı” dedi.
“DİPLOMASI VARKEN TUTUKLANSA CHP’NİN RESMİ CUMHURBAŞKANI ADAYI TUTUKLANMIŞ OLACAKTI”
Ongun, İmamoğlu’nun diploması yürürlükteyken tutuklanması halinde bunun yalnızca bir belediye başkanına yönelik operasyon olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Ongun’a göre böyle bir durumda İmamoğlu, CHP’nin resmi cumhurbaşkanı adayı sıfatıyla tutuklanmış olacak ve bu da demokratik sisteme doğrudan müdahale anlamına gelecekti.
Ongun, “Üniversite diploması varken İmamoğlu tutuklansa, CHP’nin resmi cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. Bu demokratik sisteme bir darbe sayılacaktı. Halefiyet ilkesi ihlal edilmiş, seçimlere müdahale edilmiş olacaktı” dedi.
“SAVUNMA ARGÜMANINI ŞİMDİDEN HAZIRLADILAR”
Ongun, diploma iptalinin operasyon öncesine alınmasının ileride yargılamayı ve siyasi sorumluluğu tartışmalı hale getirecek bir hamle olduğunu savundu.
İleride bu davanın sorgulanması halinde operasyonu yapanların kendilerini, “Biz seçimlere müdahale etmedik” diyerek savunacaklarını ileri süren Ongun, şu ifadeleri kullandı:
“Yarın işler değişip bu dava sorgulandığında savunma argümanları şu olacaktı: ‘Biz seçimlere yani demokratik sisteme darbe yapmadık. Operasyon yapılmadan önce Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diploması iptal edilmişti. Bu iptali savcılık değil üniversite yaptı. Biz lise mezunu, yani cumhurbaşkanı adayı olamayacak birine operasyon yaptık. Yani bir belediye başkanına sıradan bir yolsuzluk operasyonudur bu.’”
Ongun, bu nedenle diploma iptalinin 19 Mart operasyonunun siyasi ve hukuki anlamını değiştirmek için kritik bir araç olarak kullanıldığını öne sürdü.
“BİZE REAL MADRİD’İ ANLATIP SAHAYA SİİRT KÖY HİZMETLERİ SPOR’U ÇIKARMIŞLAR”
Savunmasında iddianameye de sert sözlerle yüklenen Ongun, dava dosyasındaki anlatımla gerçeklik arasında büyük fark olduğunu savundu.
Ongun, “Açıkçası bize Real Madrid’i anlatıp sahaya Siirt Köy Hizmetleri Spor’u çıkarmışlar” dedi.
Davanın “İBB Davası” olarak değil, “İmamoğlu Davası” olarak anılması gerektiğini söyleyen Ongun, sürecin baştan sona siyasi olduğunu savundu.
“Bu dava A’dan Z’ye siyasidir. Bunu siz de cümle alem de biliyor. Ben de burada bir prosedürü tamamlamak için ifade verdiğimin bilincindeyim” ifadelerini kullandı.
“İDDİANAMEDE BAĞIRA BAĞIRA SİYASET YAPILIYOR”
Ongun, savunmasının başında iddianamede açık biçimde siyasi bir dil kullanıldığını ileri sürdü.
“Ülkemize örtülü bir kast sistemi gelmiş ama henüz haberimiz yok” diyen Ongun, “İddianamede bağıra bağıra siyaset yapılıyor” ifadelerini kullandı.
Ongun, savcılık makamına ilişkin değerlendirmesinde de, “Şubat ayının 11’ine kadar Sayın Bakan Başsavcıyken bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız bir hukukçuydu ve bize de önyargısız yaklaştı. Bu samimiyetine inanacağım belki. Yani sadece bir günde AK Parti’yi bu kadar içselleştirdi, bu kadar siyasi oldu diye mi düşüneceğim? Hayatın olağan akışına uyuyor mu bu?” diye sordu.
“İTİRAFÇI FURYASI BAŞLADI”
Ongun, 19 Mart’tan sonra özellikle nisan ayı sonunda “itirafçı furyası” başladığını savundu.
Art arda benzer cümleler kuran kişilerin tahliye edildiğini söyleyen Ongun, “Her çıkan, geride yeni bir yalancı tanığın daha doğmasına yol açıyordu” dedi.
Ongun, hayatında adını ilk kez duyduğu kişilerin kendisi hakkında ifadeler verdiğini belirterek, “İftiracılar kendimin dahi bilmediği yönlerimi anlatıyor, ben de bu huylarımı gazetelerden okuyarak öğreniyordum” ifadelerini kullandı.
“5 İTİRAFÇI SANIĞIN AYNI AVUKATA SAHİP OLMASI TESADÜF DEĞİL”
Savunmasında itirafçı sanıkların avukatlarına da dikkat çeken Ongun, bazı avukatların birden bire dosyanın gözde isimleri haline geldiğini söyledi.
Ongun, “Bu dosyada 5 itirafçı sanığın sonradan aynı avukata sahip olmasını tesadüf olarak niteleyemeyiz” dedi.
“EVLATLARIMA YAPILANLARI YALANLAYAN BİRİMİN BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI”
Ongun, gözaltına alındığı sırada yaşadıklarını da anlattı. Evine yapılan baskında kızının kulağındaki küpelerin ve oğlunun başucundaki harçlığın dahi soruşturma kapsamına alındığını belirten Ongun, bu durumun medyada yer almasının ardından Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklama yaptığını söyledi.
Ongun, “Evinizi basmaları yetmiyor. Kızınızın kulağındaki küpeleri, oğlunuzun başucundaki harçlığı da soruşturmaya dahil ediliyor. Sonra bunlar medyada yazılınca yalanlanıyor. Oğlumun harçlığının kasadan çıktığını söylüyorlar. Kasaya oğlanın harçlığını koyup üzerine ‘Koray’ın harçlığı’ mı yazdık? Birazcık zekâ kullanın bari” ifadelerini kullandı.
Ongun, “Benim evlatlarıma yapılanları hafife alıp yalanlayan o birimin başkanının adı her türlü rezilliğe karıştı ve görevden alındı. Tabii ki tutuklanmadı. Hatta yeni iş buldu” dedi.
“GAZETECİLERE TALİMAT VEREMEM”
Ongun, gazetecilere talimat verdiği iddiasına da tepki gösterdi.
“Bizim mesleği bilmiyor bu iddianameyi yazanlar. Belli ki havuz medyasındaki gazetecileri, aldıkları gazeteci sanıyorlar” diyen Ongun, bazı gazetecilerin kendisinden yaşça ve mesleki olarak büyük olduğunu belirtti.
Ongun, “Benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın’a, Ruşen Çakır’a, Şaban Sevinç’e, Yavuz Oğhan’a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Ancak onların benim kulağımı çekme, bana fırça atma, bana talimat verme hakları olduğunu da bilirlerdi” dedi.
“KİMSEDEN VİCDANİ BEKLENTİM YOK”
Savunmasının devamında Ongun, “Benim kimseden vicdani bir beklentim yok” dedi.
Aylarca tutuklu kalan kişilere işaret eden Ongun, “Hele hele şunca masum aylarca boş yere hapis yatmışken, birileri hâlâ vicdanım rahat diyebiliyorsa, hiç yok” ifadelerini kullandı.
Ongun’un savunması devam ederken mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi.
İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASI DAHA SONRA ALINACAK
Duruşmanın başında Ekrem İmamoğlu da söz aldı.
Mahkeme başkanının cuma günleri de duruşma yapmak istemesi üzerine İmamoğlu, dört duruşması daha olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı cuma günleri duruşma yapılmayacağını söyledi.
Mahkeme başkanı ayrıca İmamoğlu’nun talebi üzerine savunmasının Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, İnan Güney ve Fatih Keleş’ten sonra alınacağını açıkladı.



















