Uluslararası stratejik analizleriyle bilinen World Politics Review'da, Avrupa’da on yılı aşkın süredir gerileyen nükleer enerji sektörünün, Rusya-Ukrayna savaşı ve sağ siyasetin yükselişiyle nasıl yeniden ivme kazandığına ilişkin bir makale yayımlandı. Yazıda, kıtadaki siyasi dengelerin değişmesi ve Ukrayna'daki çatışmaların etkisiyle nükleer endüstrisinin güçlü bir şekilde geri dönüş yaptığı belirtilirken, enerji arzını güvence altına alma arayışındaki ülkelerin eski planları raftan indirdiği vurgulandı.
RUSYA'YA BAĞIMLILIK PAHALIYA PATLADI
Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın Rus gazına olan aşırı bağımlılığını gözler önüne sererek enerji alanındaki statükoyu tamamen yıktı. İşgalden önceki yıl toplam gaz ihtiyacının yüzde 60'ını Rusya'dan karşılayan Almanya, Moskova’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle, ucuz enerji kaynağından koparılmıştı. Makalede, bu zorunlu ayrılığın Almanya'yı henüz tam olarak atlatamadığı bir ekonomik yavaşlamaya ittiği değerlendirmesi yapıldı.
Yaşanan bu sarsıcı sürecin Almanya ve diğer ülkeleri enerji çeşitliliğini artırmaya yönelttiği ifade edildi. Avrupa'nın elektriğinin yüzde 20'sinden biraz fazlasını üreterek 2022'de dibe vuran nükleer sektörünün, 2024 yılında yaklaşık yüzde 5 oranında büyüyerek son yirmi yılın ilk büyük üretim artışını kaydettiği belirtildi.
Belçika ve İsveç nükleerden çıkış planlarını iptal ederken, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz de küçük modüler reaktörler gibi yeni teknolojiler geliştirmeye niyetli olduklarını açıkladı. Çekya'nın ise 2050 yılına kadar enerji ihtiyacının yüzde 60'ını nükleerden karşılama hedefiyle milyarlarca liralık yatırım yaptığı aktarıldı.
SAĞ HÜKÜMETLER YEŞİL ENERJİYE KARŞI
Makalede, nükleer endüstrinin, Avrupa siyasetindeki sağa kayıştan ve iklim düzenlemelerine yönelik artan tepkilerden büyük fayda sağladığının altı çizildi. Yenilenebilir enerjiyi ülkesinin sanayi tabanı için varoluşsal bir tehdit olarak nitelendiren aşırı sağcı İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin yanı sıra, Yunanistan ve Macaristan gibi sağ hükümetlerin de yeşil enerji hedeflerini gevşettiği belirtildi.
Ocak 2025'te Avrupa Halk Partisi (EPP) liderliği tarafından yapılan bir açıklamada, zorunlu yenilenebilir enerji hedeflerinin kaldırılması ve ülkelerin kendi iklim teknolojilerini seçme özgürlüğüne sahip olması önerilmişti.
İspanya'da yaşanan büyük elektrik kesintisinin faturası da sağ siyasetçiler tarafından yenilenebilir enerjiye kesildi. Artan siyasi baskıların, İspanya'daki Sosyalist hükümetin nükleerden çıkış planlarını yeniden düşünmesine yol açtığı ve Avrupa'nın en yüksek mahkemesinin Eylül 2025'te nükleer enerjiyi yasal olarak "geçiş faaliyetleri" kapsamına aldığı hatırlatıldı.
FUKUŞİMA FELAKETİ SONRASI AVRUPA’DA NÜKLEERDEN KAÇIŞ
Japonya'daki Fukuşima nükleer santralinde 2011 yılında yaşanan erime felaketi, Avrupa Birliği üyesi pek çok ülkenin nükleer enerji kullanımını aşamalı olarak durdurma kararı almasına yol açmıştı. Fukuşima felaketinin ardından Almanya, ülkedeki 17 reaktörün tamamını 2022 yılına kadar devreden çıkarma kararı alarak sektörü sarsmış ve son üç reaktörü de Nisan 2023'te kapatmıştı.
Norveç Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nden Gregory Cradler, Almanya'nın bu hamlesinin daha önce yapılan ve reaktörlerin 2030'lara kadar çalışmasını öngören anlaşmalardan "tam bir geri dönüş" olduğunu açıklamıştı. Almanya'nın ardından İspanya, Belçika ve İsveç'in de benzer planlar duyurmasıyla, Avrupa Birliği'nde nükleer güç üretimi 2006 ile 2024 yılları arasında yüzde 29 oranında düşüş yaşamıştı.



















