Gazze Şeridi’nin güneyindeki Tel el-Sultan bölgesinde 23 Mart 2025’te yaşanan ve 15 Filistinli yardım çalışanının ölümüne yol açan saldırıya ilişkin yeni bir araştırma, olayın seyrine dair ağır iddiaları gündeme taşıdı. ABD merkezli bağımsız haber platformu Drop Site tarafından yayımlanan dosyada; Earshot ve Forensic Architecture imzalı görsel-işitsel analizler ile görgü tanığı anlatımlarına dayanan dijital rekonstrüksiyonun, yardım konvoyunun “açık biçimde işaretli” olmasına rağmen kasıtlı olarak hedef alındığını öne sürdüğü belirtildi.
Çalışmaya göre, Gazze Şeridi’nde yaralıları kurtarmaya giden ambulans ve kurtarma araçlarına saatler süren ateş açıldı; hayatını kaybedenler arasında Filistin Kızılayı (PRCS) personeli, Sivil Savunma ekipleri ve Birleşmiş Milletler ile bağlantılı bir görevli yer aldı. Raporda, saldırının ardından araçların ezilerek gömülmeye çalışıldığı ve cenazelerin günler sonra toplu mezarda bulunduğu iddiaları da yer alırken, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF)’nin olaya ilişkin açıklamalarını süreç içinde değiştirdiği, iç soruşturmada ise sınırlı idari yaptırımlarla yetinildiği aktarıldı.

Munther Abed'in, İsrail askerleri tarafından gözaltına alındığında götürüldüğü çukurun ve yüksek beton yapının arkasındaki alanın yerini anlattığı tanıklığından bir kare.
Bağımsız araştırma grupları Earshot ve Forensic Architecture (Adli Mimarlık) tarafından yürütülen ve görgü tanıklarının ifadeleri ile görsel-işitsel analizlere dayanan ortak araştırma, Tel el-Sultan bölgesinde yaşanan katliamın dakika dakika dijital bir rekonstrüksiyonunu (yeniden canlandırmasını) çıkardı.
Rapora göre olayda; Filistin Kızılayı'ndan (PRCS) sekiz, Sivil Savunma'dan altı ve Birleşmiş Milletler (BM) yardım ajansından bir olmak üzere toplam 15 yardım görevlisi hayatını kaybetti.

Olay başladığı sırada her bir ambulansların konumu.
"TEHDİT YOKTU, AÇIK HEDEF ALINDILAR"
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, İsrail askerlerinin hiçbir şekilde ateşe maruz kalmamış olmalarına rağmen, yardım konvoyuna iki saatten fazla süren kesintisiz bir saldırı düzenlemesi oldu. Raporda aktarılan olay gelişimine göre katliam, sabah 04.00 sularında yaralıları kurtarmaya giden tepe lambaları açık bir Kızılay ambulansının vurulmasıyla başladı. Bu ilk pusuda araçtaki iki kişi öldürülürken, sağ kurtulan bir kişi askerler tarafından alıkonuldu. Saat 05.00'te kayıp ambulansı aramak üzere bölgeye ulaşan, tamamı açıkça işaretlenmiş ve tepe lambaları yanan beş araçlık kurtarma konvoyu da benzer şekilde pusuya düşürüldü. Ses ve görüntü analizleri, kum tepesinde mevzilenen askerlerin önce konvoya yoğun ateş açtığını, ardından yürüyerek araçların arasına girdiğini ve yardım çalışanlarını bir metreye kadar varan mesafelerden infaz ettiğini kanıtladı. Olay anına ait ses kayıtlarında, beş buçuk dakikalık kısa bir süre içinde en az 844, toplamda ise 910'dan fazla silah sesi tespit edilirken, bu atışların büyük çoğunluğunun doğrudan acil durum araçlarına yöneldiği belirlendi.
İsrail askerlerinin yardım görevlilerine yaklaşırken son 1 dakika 30 saniyedeki yankı algılaması.
DELİLLERİ YOK ETMEYE ÇALIŞTILAR
Katliamın ardından İsrail güçlerinin, saldırıya uğrayan sekiz yardım aracını iş makineleriyle ezerek kuma gömmeye çalıştığı tespit edildi. 15 yardım çalışanının üniformalı ve yelekli bedenleri, olaydan günler sonra 30 Mart'ta katliam mahallinin yakınındaki bir toplu mezarda bulundu.

Refaat Radwan'ın videosundaki silah sesi yankılarının ses analizinden elde edilen, İsrailli askerlerin konumlarını gösteren harita.
Rapor ayrıca, katliamın gerçekleştiği alanın daha sonra İsrail ordusu tarafından "Morag Koridoru" adlı bir güvenlik bölgesine dönüştürüldüğünü ve alanın üzerine Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) tarafından işletilen bir yardım dağıtım merkezi kurulduğunu belgeledi.
İSRAİL'İN DEĞİŞEN ANLATISI VE "CEZASIZLIK"
Olayın ardından İsrail ordusunun (IDF) açıklamalarını defalarca değiştirmesi dikkat çekti. İlk etapta araçların "farsız ve şüpheli" bir şekilde ilerlediğini öne süren İsrail, yardım görevlilerinin telefonlarından çıkan videoların New York Times'ta yayınlanmasının ardından bu iddiadan geri adım attı. Nisan ayında yayımlanan IDF iç soruşturmasında, olayın "düşmanca bir çatışma bölgesinde operasyonel bir yanlış anlama" olduğu savunularak hiçbir askere adli işlem yapılmadı; sadece bir komutan kınama aldı ve bir diğeri görevden alındı.

Solda: Kurbanların cesetlerinin bulunduğu 30 Mart 2025 tarihinde çekilmiş BM Toyota Hilux'un fotoğrafı. (OCHA, 2025). Sağda: Asaad'ın BM Toyota Hilux'un durdurulduğu yeri anlattığı olay yeri tanıklığından bir kare.
"ULUSLARARASI HUKUKUN AÇIK İHLALİ"
Bulguları değerlendiren Anayasal Haklar Merkezi (Center for Constitutional Rights) Kıdemli Avukatı Katherine Gallagher, olayın son derece sağlam kanıtlara dayandığını belirterek, "Bu rapor, uluslararası hukuka göre yasa dışı olan bir 'önce ateş et' politikasının varlığını ortaya koyuyor" dedi.
Araştırmayı yürüten Earshot Direktörü Lawrence Abu Hamdan ise, ses ekolokasyonu (yankı ile yön bulma) yöntemiyle 900'den fazla silah sesini analiz ettiklerini ve hayatta kalan iki tanığın ifadelerinin doğruluğunu bilimsel olarak kanıtladıklarını vurguladı.
Uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırması beklenen detaylı raporun, İngiltere parlamentosunda düzenlenecek özel bir oturumla resmi olarak tanıtılacağı bildirildi.




















