Viterbo kentinde 3 Eylül 2025'te düzenlenen Santa Rosa Festivali öncesinde gerçekleştirilen ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin "terör saldırısı önlendi" açıklamasıyla duyurduğu operasyonun perde arkasından organize suç hesaplaşması çıktı. İtalya basınına yansıyan bilgilere göre, 22 yaşındaki Barış Kaya ve 25 yaşındaki Abdullah Atik'in, festival kalabalığını değil, rakip bir çete liderini hedef aldığı anlaşıldı. Tutuklu yargılanan Atik, 5 Şubat 2026 sabahı Nicandro Izzo Cezaevi'ndeki hücresinde ölü bulundu.
SEKİZ ASIRLIK GELENEĞE TERÖR GÖLGESİ
1258 yılından bu yana kutlanan ve UNESCO miras listesinde yer alan Santa Rosa Festivali, 2025 yılında güvenlik gerekçesiyle tarihinde ilk kez ışıklar açık şekilde gerçekleştirildi. Bir pansiyona düzenlenen baskında Türk uyruklu iki zanlının yakalanması, İtalyan hükümetini alarm durumuna geçirdi. Aramada ele geçirilen ağır silahlar ve mühimmatlar üzerine İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile Başbakan Meloni, koordineli açıklamalarla güvenliğin sağlandığını duyurdu. Ancak soruşturma derinleştikçe, olayın terör örgütleriyle değil, Türkiye'deki "Daltonlar" ve "Casperlar" suç örgütleri arasındaki kan davasıyla bağlantılı olduğu tespit edildi.
İSTANBUL’DAN VITERBO’YA UZANAN İNFAZ PLANI
İtalyan savcıların incelemelerine göre Atik ve Kaya, "Casperlar" örgütü lideri "Hamuş" lakaplı İsmail Atız’ı etkisiz hale getirmek amacıyla kente gönderilmişti. Atız, bu baskından sadece sekiz gün önce yine Viterbo'da kara para aklama suçundan tutuklanmıştı. Kentin, daha önce suç örgütü lideri Barış Boyun'un da yakalandığı yer olması sebebiyle Türk organize suç grupları için Avrupa’da bir lojistik üs haline geldiği değerlendiriliyor. İstanbul Bahçelievler'de başlayan çatışmaların İspanya'nın Marbella kentindeki infazın ardından İtalya’ya sıçraması, suç trafiğinin sınır ötesi hareketliliğini de gözler önüne serdi.
CEZAEVİNDE İNTİHAR
Mart 2026'da hakim karşısına çıkması beklenen Abdullah Atik, tutuklu bulunduğu Nicandro Izzo Cezaevi’nde yaşamına son verdi. Avukatı Antonio Angelelli, müvekkilinin başlangıçtaki "terörist" yaftası ve cezaevindeki sert koşullar nedeniyle psikolojik çöküntü yaşadığını belirtti. Kapasitesinin yüzde 72 üzerinde doluluk oranına sahip olan cezaevinde, personel eksikliği ve mahkumların maruz kaldığı dil bariyerinin trajediyi tetiklediği iddia ediliyor. Halen tutuklu olan Barış Kaya ise Türkiye’deki suç dosyaları ve silah kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmaya devam ediyor.



















