İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemindeki makam aracı uygulaması nedeniyle açılan davanın ilk duruşması görüldü. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete ait aracın belediye başkanlığı döneminde makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinden bir bölümünün belediye bütçesinden karşılandığı öne sürülüyor.
İddianamede bu harcamalar nedeniyle 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararı oluştuğu iddia edilirken, İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
“İLGİNÇ MAHKEMELERE ÇIKIYORUM AMA BU ÇOK DAHA İLGİNÇ”
Savunmasına, “İlginç mahkemelere çıkıyorum ama bu çok daha ilginç” sözleriyle başlayan İmamoğlu, hakkındaki suçlamayı “absürt” olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu 2014 yılında belediye tarafından kullanılan makam aracının aylık kirasının 3 bin doların üzerinde olduğunu belirterek, kendi aracını kullanmayı tercih ettiğini söyledi.
İmamoğlu, şöyle konuştu:
“O dönem aylık 3 bin doları aşan kirasıyla, ‘Ya ben arabamı kullanayım, bu makam aracını da iade edeyim’ dedim. Bu eylemden Ekrem’e suç çıkardılar. Benim aracım varsa milletin parasını neden makam aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü.”
İmamoğlu daha önce de kendi aracını belediyeye tahsis ettiğini, masrafları kendisinin karşıladığını, ancak bazı yakıt ve lastik giderlerinin belediye tarafından ödendiğinin sonradan ortaya çıktığını savunmuştu.
“EKREM’İ DİDİK DİDİK EDELİM”
İmamoğlu, kendi aracını kullanarak belediyenin araç kiralama maliyetinden kaçınmaya çalıştığını savunarak, söz konusu tercihin yıllar sonra ceza davasına dönüştürüldüğünü söyledi. “Bu tercihim bugün bir ceza davasına dönüşebiliyor." diyen İmamoğlu, "Çünkü Ekrem’i didik didik edelim, saçının teline kadar bakalım. Yazlığının kapısını da kıralım, babasının tarlasını kazalım.” dedi.
FON SORUŞTURMASINA GÖNDERME YAPTI
İmamoğlu, savunmasının devamında son günlerde sermaye piyasalarında yürütülen fon soruşturmasına da değindi.
Kendi soruşturmalarında uygulanan yöntemlerle fon soruşturmasındaki uygulamaları karşılaştıran İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün bu fon işinde olanların da babasının tarlasını kazacaklar mı acaba, merak ediyorum. Ya da şoförlerini tutuklayıp onları da konuşturalım diyecekler mi acaba?”
İmamoğlu, şüphelilerin görüntülerinin kamuoyuna servis edilip edilmeyeceğini de sorarak, evlerde yapılan aramalara ilişkin görüntüler üzerinden eleştirilerini sürdürdü:
“Acaba o insanların evlerine gidip —ki asla yapılsın istemiyorum— evlerinde kasalarının arandığı görüntüler servis edilecek mi diye merak ediyorum.”
“GELİN OTOMOBİLİ DEĞİL, ZİHNİYETİ KONUŞALIM”
Savunmasında davayı kendisine yönelik diğer yargı süreçleriyle birlikte değerlendiren İmamoğlu, sözlerini, “O yüzden gelin otomobili değil, zihniyeti konuşalım.” ifadeleriyle sürdürdü.
“BİNALİ YILDIRIM’A 42 LÜKS ARAÇ TAHSİS EDİLDİ”
İmamoğlu, savunmasının devamında 2019 öncesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki makam aracı kullanımını gündeme getirdi. 2019 yerel seçimleri döneminde rakibi Binali Yıldırım’a belediye tarafından 42 lüks araç tahsis edildiğini ileri süren İmamoğlu, kendi davasına konu edilen araç masraflarının ise sonradan kendileri tarafından ödendiğini söyledi.
İmamoğlu şöyle konuştu:
“2019’da 42 tane lüks araç rakibim olan Sayın Binali Yıldırım’a tahsis edildi belediye tarafından. Ki biz bu davada bahsedilen bu harcamaların parasını da kendimiz ödedik. Belgesi size sunulur elbette.”
İmamoğlu, kendi aracının belediye tarafından karşılanan bazı giderlerinin tespit edilmesinin ardından söz konusu tutarın faiziyle birlikte Beylikdüzü Belediyesi’ne ödendiğini daha önce de açıklamıştı.
“BİR BELEDİYE AK PARTİ’YE 59 ARAÇ TAHSİS ETTİ”
İmamoğlu, 2019 öncesinde bir belediyenin AK Parti’ye 59 araç tahsis ettiğini de ileri sürdü. Kendisinin ise görev yaptığı dönemde mensubu olduğu siyasi partiye belediye aracı vermediğini söyledi.
“Daha kötüsü bir belediye, kendi siyasi partisine 59 araç tahsis etti. AK Parti’ye tahsis etti. Ekrem İmamoğlu mensubu bulunduğu partiye tek araç tahsis etmedi.”
İmamoğlu, 2019 öncesinde belediye araçlarının aile üyeleri ve yakınlara tahsis edildiğine ilişkin iddialar hakkında soruşturma yürütülmediğini de savundu.
“50 LİRALIK BENZİN SUÇ İSE SORUMLULUĞUNU TAŞIRIM”
Davasına konu edilen harcamalarla geçmiş dönemlerdeki araç kullanımını karşılaştıran İmamoğlu, kendisine ait makam aracına alınan yakıt nedeniyle sorumluluğu varsa bunun hesabını vermeye hazır olduğunu söyledi:
“50 liralık benzin suç ise bunun sorumluluğunu taşırım ama bu absürt davanın bu ülkeyi nereye sürüklediğini de söylemem lazım.”
İmamoğlu’nun yargılandığı davada savcılık, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait makam aracının bazı yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye tarafından karşılandığını ve kamu zararı oluştuğunu ileri sürüyor.
“TANESİ BUGÜN 2,5 MİLYON EURO”
İmamoğlu, İBB Başkanlığı döneminde de kendi aracını makam aracı olarak kullandığını ve yakıt giderlerini kendisinin karşıladığını belirterek, göreve geldiğinde belediye iştirakleri üzerinden alınmış iki zırhlı Mercedes S600 bulunduğunu anlattı.
Araçların 2015 ve 2017 yıllarında İGDAŞ ve KİPTAŞ üzerinden alındığını söyleyen İmamoğlu, bugünkü değerlerinin tanesi yaklaşık 2,5 milyon euro olduğunu ileri sürdü:
“Aynı arabadan iki yıl arayla alınıyor. İGDAŞ ve KİPTAŞ üzerinden. Piyasa değeri ne biliyor musunuz? Bugün tanesi 2,5 milyon euro. S600 diye anılan Mercedes… Dünyada özel insanlara tasarlanan zırhlı araçlar.”
Araçları çok az kullandığını söyleyen İmamoğlu, satılmaları için talimat verdiğini ancak alıcı bulunamadığını ifade etti.
“VE BİZ MAKAM ARABASININ BENZİNİNİ YARGILIYORUZ”
İmamoğlu, milyonlarca euroluk makam araçlarının geçmişte sorgulanmadığını savunarak, kendisinin şahsi aracına ilişkin giderler nedeniyle hakim karşısına çıkarılmasına tepki gösterdi.
“Ve biz mahkemede yargılanıyoruz! Bu anlayışı şu an millet kendi vicdanında tartışıyor ve gün gelince hesabını soracak.”
Savunmasının bu bölümünde kendisini “siyasi tutsak” olarak tanımlayan İmamoğlu, “Ben özgürüm, irademi kimseye teslim etmem. Doğru bildiğinizi söylüyorsanız, kendinizi de milletin iradesine teslim ediyorsanız özgürsünüz” ifadelerini kullandı.
“BU DOSYAYI HAZIRLAYAN MÜFETTİŞ AYNI İSİM”
Yaklaşık bir saat süren savunmasının devamında İmamoğlu, davaya giden sürecin başında yer alan müfettişi de gündeme getirdi. Hakkındaki incelemelerin siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunan İmamoğlu, müfettiş İsmail Yıldırım’ın geçmişte AK Parti’den milletvekili adaylığı bulunduğunu söyledi.
İmamoğlu, aynı müfettişin İBB’deki personel alımlarına ilişkin geçmişte yürütülen incelemelerde de görev aldığını belirterek şöyle konuştu:
“Olmayan bir şeyi yapmış gibi bu işimiz üzerine azgınca saldırmanın altyapısını ben biliyorum. Bunun müfettişliğini yapan müfettiş İsmail Yıldırım, AKP’de geçmişte milletvekili adaylığı yaşamış. Dönemin İçişleri Bakanı ‘terörist işe aldılar, 700 küsur tane terörist var’ dediğinde koşa koşa Büyükşehir Belediyesi’ne yollanıp burada çalışma yapan müfettişin ta kendisidir.”
İmamoğlu, söz konusu müfettişin daha sonra Beylikdüzü Belediyesi’ndeki incelemeyi de yürüttüğünü ve kendi geçmişine ilişkin çok eski dosyalara kadar inceleme yapıldığını ileri sürdü.
“Beylikdüzü Belediyesi’ne gittiğinde dönmüş, Ekrem İmamoğlu’nun 30 yıl önce yaptığı inşaatların bile ruhsatlarını çıkarttırmış. Didik didik edildi Ekrem İmamoğlu. Onun için 30 yıllık diploması bile iptal edildi.”
“BU DAVA HUKUKİ BİR HATA DEĞİL, HUKUK YOLSUZLUĞUDUR”
Davanın yalnızca yanlış bir hukuki değerlendirmeden ibaret olmadığını savunan İmamoğlu, iddia makamına da tepki gösterdi.
“Bu davanın açılması hukuki bir hata diye adlandırılacak kadar basit değildir. Bu dava adeta hukuk yolsuzluğudur. Kendi siyasi vurgunlarının üstünü kapatma çabasıdır.”
İmamoğlu, hukukun siyasi amaçlarla kullanıldığını ileri sürerek, sorumluların ileride bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vereceğini söyledi:
“Bu hukuksuzlukları planlayanlar, bunlara aracılık edenler, hukuku siyasi amaçlarının hizmetine sokanlar bir gün bağımsız, tarafsız yargı önünde yaptıklarının hesabını hukuk çerçevesinde vereceklerdir.”
“DÜNYA ÖKÜZÜN BOYNUZLARINDA DÖNMÜYOR, ADALETLE DÖNÜYOR”
İmamoğlu, savunmasının en dikkat çeken ifadelerinden birini yargı sürecine ilişkin değerlendirmesinde kullandı.
“Bu sürecin eninde sonunda aydınlığa çıkacağını ve adil süreçlerde hesap vereceklerini ben net biliyorum. Dünya öküzün boynuzlarında dönmüyor. Dünya eninde sonunda adaletle dönüyor ve dönecek.”
Kendi aracını neden makam aracı olarak kullandığını mahkemede anlattığını belirten İmamoğlu, kamu parasına ilişkin her harcamanın hesabını vermeye hazır olduğunu söyledi.
“Bir kuruşun hesabı soruluyorsa hesabını milletime vermekten geri durmadım, durmam. Ama bir soruyu da ben sormak istiyorum: Kendi aracını kullanan bir belediye başkanını yıllar sonra neden Silivri’de yargılıyorsunuz?”
“HEDEFİMİZ ‘YENİ’ BİR TÜRKİYE”
İmamoğlu, savunmasının son bölümünde siyasi hedeflerine ilişkin mesajlar da verdi. “Hedefimiz zihniyet değişimidir” diyen İmamoğlu, arzuladığı yönetim anlayışını şöyle tarif etti:
“Yeni bir dönemdir, yeni bir süreçtir, yeni bir Türkiye’dir. Anayasayı ihlal etmeyen, hukukun üstünlüğüne inanan, demokrasiden şaşmayan, milletin iradesine saygı duyan, vatandaşlarına eşit davranan, tüm siyasi partilere eşit mesafede olan bir gelecek arayışıdır.”
İmamoğlu, makam ve kamu imkanlarının ayrıcalık olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek “Kendini Saray’a sıkıştırmayan, zırhlı araçları kendine itibar olarak görmeyen, şatafattan ve kibirden uzak duran” bir yönetim anlayışını savunduğunu ifade etti.
HAKİME: VERECEĞİNİZ KARAR YARGININ HUKUKA SADIK KALIP KALMADIĞININ DA CEVABI OLACAK
Savunmasının sonunda mahkeme hakimine seslenen İmamoğlu, verilecek kararın yalnızca kendisi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
“Bu davada vereceğiniz karar, bunca siyasi gürültünün ortasında bir mahkemenin hukuka sadık kalıp kalmayacağının da cevabı olacaktır Sayın Hakim. Vereceğiniz kararın zaten ağır yaralar almış yargı düzenimize vurulan yeni bir balyoz olmamasını temenni ediyorum.”
Kendisinin ve ailesinin uzun süredir yoğun biçimde incelendiğini söyleyen İmamoğlu, buna rağmen siyasi mücadelesini sürdüreceğini belirtti:
“Şükür ki bunu yapandan bin kat daha dimdik ayaktayım, bin kat daha özgürüm, bin kat daha huzurluyum, tarifsiz kat daha da geleceğe umutla bakıyorum.”
İmamoğlu savunmasını, makamı “ayrıcalık değil emanet” olarak gördüğünü belirterek ve “Bu savunmayı sizlerin huzurunda yaptım, milletimize de sesimi duyurdum” sözleriyle tamamladı.
İmamoğlu, kısa süre önce yaptığı açıklamada hakkında 12’si ceza, biri idari yargı olmak üzere 13 ayrı dava bulunduğunu söylemişti. İmamoğlu’nun 19 Mart’tan bu yana katıldığı duruşma ve oturumların sayısının ise son duruşmayla birlikte 90’a ulaştığı belirtildi.




















