CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karaman'da bir okulda İstiklal Marşı'nın bir kısmının Arapça okutulmasına ilişkin olarak, "Bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet o bakanın da o komutanın da alnını karışlayacak. Ne Arapça’ya, ne Arapça’nın ana dil olduğu coğrafyaya ne de o dilin kullanılmasına kimsenin sözü yok. Ama buradan bahane ile sen İstiklal Marşı’na saldırırsan, bir ülkenin ulusal marşını başka dilde okutmaya çalışırsan senin derdin bu ülkeyi bölmektir. Bu bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz" dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 98'incisi Uşak'ta 15 Temmuz Şehitler Meydanı'nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in katılımıyla başladı.
Özel, "Avrupa'da yoksullukta birinciyiz. Enflasyonda, yüksek faizde, işsizlikte birinciyiz. Şimdi gün Türkiye'de iktidar değiştiğinde neyin değişeceğini, nasıl değişeceğini anlatma günüdür. Kimse umutsuz olmasın. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının gelmesi artık zamanlama meselesidir. İktidar gelecek, biz bu israf ve faiz düzenine son vereceğiz" dedi.

Özel, şunları kaydetti:
Bugün seçim olsun en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkacak. Sonra beş yılın sonunda 1,5 asgari ücrete çıkacak. Tarımda planlı ve alım garantili üretim, çiftçiye hakkı olan desteklemeyi tam olarak vereceğiz. Çiftçilerin borcu çok. CHP iktidarında çiftçinin tarım için kullanmış olduğu kredinin faizlerini bir sefere mahsus tamamen sileceğiz. Ana parayı beşe böleceğiz. Bütün çiftçiler nefes alacak. 1 kilogram sütün, 1,6 kilogram yem alabileceği bir parite uygulayacağız.
Zafer Havalimanı'nda ne var? Yolcu garantisi. Otoyol yapıyorlar, ne var? Geçiş garantisi. Köprüde ne var? Geçiş garantisi. Şehir hastanesinde ne var? Hasta garantisi. Kime? Bu yatırımları yapan zengin müteahhitlere. Peki sütte? Geçiş garantisi, uçuş garantisi, bu da süte devlet tarafından parite garantisi. Farkını devlet ödeyecek. Geçen gün biri diyor, 'ya nasıl olacak?'. Kardeşim, geçilmeyen köprüden parayı devlet öderken para var. Uçulmayan uçak yüzde 99 sapmış Zafer Havalimanı'nda yani 100 yolcu gideceğine bir gidiyor 99 devletin cebinden. O verilen para vatandaşın, buradaki namuslu, çalışkan vatandaşın cebinden.
Buradan garanti ediyoruz. Tüm ürünleri ekmeden, dikmeden önce ürünün ne zaman, kim tarafından, ne kadara alınacağını çiftçi bilecek. Süt ve et üreticisi bilecek. Bu ülke tekrar ette, sütte, meyvede, buğdayda, hububatta, tarımda kendine de yetecek, dünyayı da doyuracak, çiftçisini de zengin edecek."
''CUMHURİYET Kİ KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR''
Özel, iktidara gelmeleri halinde okullarda ücretsiz su ve yemek uygulaması başlatacaklarını, kamuda mülakatı kaldıracaklarını ve işsiz vatandaşlara "temel vatandaşlık geliri" bağlayacaklarını söyledi.
CHP iktidarında uygulanacak politikalara ilişkin konuşan Özel, sorunların bilindiğini ve çözüm önerilerini anlattıklarını belirterek, "Örneğin okullarda zil çalıyor. Yoksulun, zenginin çocuğu koşuyor. Güzel bir suyu alıyor, kana kana içiyor. Öbür garibim gidiyor, tuvalette çeşmeye ağzını dayıyor. Bütün okullarda en iyi su ücretsiz olacak. Her çocuğa öğlen sıcak üç kap yemek verilecek" ifadelerini kullandı.
"Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir" diyen Özel, "Zenginin çocuğunun beslenme yapıp yoksulun çocuğunun aç gidip aç geldiği bir okul olmaz olsun kardeşim, olmaz olsun. Biz Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Bu ülkede hiç kimsenin çocuğu hayata farkını kapayamayacağı kadar geriden başlamayacak. Okula gittiğinde çantası boş, karnı aç olmayacak. Öyle bir düzen varsa batsın o düzen" diye konuştu.
''YIKILACAK O AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ''
Özel, "Dünyanın en güçlü, üç tarafı denizlerle çevrili, yüzlerce çeşit balığıyla, petrol yataklarına yakınlığıyla, güneş enerjisinin fazlalığıyla, madeniyle, genç iş gücüyle, adamı ters diksen düz çıkan verimli topraklarıyla, Anadolu’daki yatırımcısıyla, Uşak’taki battaniyecisiyle, Denizli’deki tekstilcisiyle, Anadolu kaplanlarıyla, aslanlarıyla dünyanın en güzel ülkesini sömüreceksin, milleti bu hale düşüreceksin. Yıkılacak o AK Parti’nin kara düzeni, yıkılacak" dedi. Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Kamuda mülakat kalkacak. Geçen seçimde Tayyip Erdoğan söz vermişti, 'mülakatı kaldıracağım' diye. Yerine daha sonra bir Milli Eğitim Bakanı geldi. 'Mülakat kalkmaz, mülakat gibi mülakat yapılır' dedi. 1 milyon öğretmenin diplomasını hiçe saydı. Tuttu Milli Eğitim Akademisi açtı. Şimdi 20 bin, 20 bin alıp onu da mülakatla alıp, kafasına göre alıp geri kalan öğretmenleri bu hâle düşürdü. Herkes kınadığıyla sınanır.
Recep Tayyip Erdoğan rahmetli Ecevit’e demişti ki: '65 bin atanmayan öğretmen var. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam'. Bugün 1 milyon 650 bin atanmayan öğretmen var. Ecevit’in üstüne 1 milyon atanmayan öğretmen geldi. Şimdi Tayyip Bey’e söylüyorum. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam?

''GETİR O SANDIĞI, ÇIK KARŞIMIZA''
Bu Tayyip Erdoğan, kendisinin hocasına, rahmetli Erbakan’a 'Yaş yetmiş, iş bitmiş' diyordu. Bu Tayyip Erdoğan, Ecevit hastayken 'Ölünce mi bırakacaksın be adam? Düş milletin sırtından' diyordu. Şimdi Tayyip Bey Ecevit’in yaşında. Ben onun o yaşı söylediği yaştayım. Ağzımdan asla böyle bir laf çıkmaz. Ama sadece şunu söylüyorum: Meydanlar kızgın, meydanlar tepkili, insanlar yoksul ve insanlar bu iktidarın değişmesini istiyor. Daha ne kadar kaçacaksın be adam? Getir o sandığı, çık karşımıza. Hodri meydan, hodri meydan.
''MAAŞI OLMAYAN HERKESE, BÜTÜN HERKESE TEMEL VATANDAŞLIK GELİRİ BAĞLAYACAĞIZ''
İktidarımızın hemen başında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup iş bulamadığımız, maaşı olmayan herkese, bütün herkese temel vatandaşlık geliri bağlayacağız. Tüm ev hanımlarına sigorta yapılacak, emeklilik hakkı tanınacak.
Bugün Pedro Sanchez İspanya’da başarıyorsa, biz de başarabiliriz. Bugün Danimarka, İsveç başarıyorsa biz de başarabiliriz. Almanya başardıysa, Fransa başardıysa biz de başarabiliriz. Asla yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe katlanmak zorunda değilsiniz.
''MİLLET İSTEDİĞİNİ BAŞA KOYAR, İSTEDİĞİNİ ARKAYA KOYAR''
Bize katılabilirsiniz, birlikte değiştirebiliriz. Ben de inanıyorum ve şuna inanın, biz değişim dedik, yola çıktık. Parti değişti. 5 ay sonra yerel seçime gittik. 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi oldu Türkiye’nin 1'inci partisi. Uşak’tan tut Ege’de 9’da 9 aldık. Türkiye’nin yüzde 65’ini aldık. AK Parti’yi 23 yılın sonunda ilk kez geride bıraktık. Şimdi genel seçimlere gidiyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Efendim olmadık şeyler duyuyorum. 'Kazanır ama vermez'. Nasıl vermez? Millet istedi mi alır. Millet istediğini başa koyar, istediğini arkaya koyar. Onun için büyük bir inançla, büyük bir gayretle, büyük bir sabırla ama büyük bir cesaretle burada ve meydanlarda duruyoruz. Omuz omuza iktidara yürüyoruz. Sizin iktidarınıza yürüyoruz.
''KREŞ DEDİĞİN KADINI EVE MAHKUM ETMEME PROJESİDİR''
801 kreş yapmışız. Hedef bin. 78 yurt yapmışız. Hedef 100. Tutturuyorlar bunları kapatın. Kapatmayız. 'Bunları verin, devredin, bize verin'. Alacaklar ve hizmeti durduracaklar. Kreş dediğin kadını eve mahkum etmeme projesidir. Kreş dediğin kadını istihdama katma, kadını sosyal hayata, kent yaşamına katmadır. Kreş dediğin çağdaşlıktır. Bunlar kreşe bundan karşılar. Yurt dediğin çocuğu cemaatin, tarikatın yurdundan kurtarmak, Cumhuriyet’in yurtlarında barındırmaktır. Yurt yapmamalarının, yurt yapmamıza saldırmalarının sebebi bundandır.
''BİR ÜLKENİN ULUSAL MARŞI KENDİ DİLİNDE OKUNUR, BÖYLE BİR UTANMAZLIĞIN ASLA AFFI YOKTUR''
Şimdi 2007’deki bir kararı gösterip yazılar yollayıp buraları kapattırmak istiyorlar. 85 bin evladımızın, yoksul çocuğun yararlandığı yere saldıran kişinin adı... Adını boşverin, adı lazım değil, Milli Eğitim Bakanı. Karaman’da dedim ki, 'burası Karaman, burası Türkçe’nin başkenti. Burası resmî dilin Türkçe olduğunun Karamanoğulları’ndan beri ilan edildiği Türkçe’nin başkenti'. Hemen bir hafta sonra Karaman’da bir ilköğretim okulunda şu kadarcık çocukları almışlar ve onlara Arapça İstiklal Marşı okutuyorlar, Arapça.
Bu işin Milli Eğitim Müdürü’nden ve bakanından bağımsız olması mümkün değildir. Eğer bağımsızsa dün derhal görevden alınması gerekirdi. Milli Eğitim Müdürü’nün, okul müdürünün ve o rezilliği yapanların. Arapça, saygı duyduğumuz bir dildir. Türkiye’deki 6 milyon vatandaşımızın Urfa’da, Mardin’de, Hatay’daki ana dilidir. Ancak bir ülkenin ulusal marşı kendi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur.
''İSTİKLAL MARŞI'NI ARAPÇA OKUTMAYA ÇALIŞAN, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E MEYDAN OKUYANLARA YAZIKLAR OLSUN''
Rahmetli Naim Süleymanoğlu, mezalimden kaçtı geldi, milli formayı giydi. Moskova’da, Atina’da, Almanya’da, Avustralya’da, Çin’de ay yıldızlı bayrağı göğe çektirdi. Halter şampiyonu oldu. İstiklal Marşı Çin’de, Moskova’da, Almanya’da Türkçe okundu. Bu millet hüngür hüngür ağladı. Filenin Sultanları Amerika’da, Teksas’ta şampiyon oldular. İstiklal Marşı’nı Türkçe okuttular. Mete Gazoz, okçulukta Berlin’de, Almanya’da bütün salon ayağa kalktı. İstiklal Marşı Türkçe okundu. Buse Nazlar, gittiler Tokyo’da, Japonya’da. Türkiye saatiyle gecenin üç buçuğunda bütün Japonya ayakta. Buse Nazlar, şampiyon oldu ve Türkçe okundu.
Bu İstiklal Marşı’nı Arapça okutmaya çalışan, İstiklal Marşı’nın bu millette yarattığı ortak duyguya saldıran, Karaman gibi bir yerde Cumhuriyet’e meydan okuyan, İstiklal Marşı’na meydan okuyan, o İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif’e meydan okuyan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun.
Bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet o bakanın da o komutanın da alnını karışlayacak. Alnını karışlayacağız. Ne Arapça’ya, ne Arapça’nın ana dil olduğu coğrafyaya ne de o dilin kullanılmasına kimsenin sözü yok. Ama buradan bahane ile sen İstiklal Marşı’na saldırırsan, bir ülkenin ulusal marşını başka dilde okutmaya çalışırsan senin derdin bu ülkeyi bölmektir. Bu bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz."
"Hem dünya hem bölgemiz zor, kritik günlerden geçiyor. 1 yıldır bir büyük mücadelenin içindeyiz. Arkadaşlarımız son seçimi kazandığımız için, Ekrem İmamoğlu AK Parti'yi 4 kez üst üste yendiği için, iktidara yürüdüğü için, partimiz iktidara yürüdüğü için hedeftedir. Önümüzdeki çarşamba akşamı birinci yılı hep birlikte dolduracağız. Bir yandan da Saraçhane'deki o bir yıl önceki mücadeleyle sahip çıktığımız, ayağa kalktığımız değerlerde hep beraber kenetlenmeye devam edeceğiz.
''CANLI YAYIN İSTİYORUZ, O İDDİANAMEYİ BİZ YARGILIYORUZ''
Bu sıralarda nihayet çok gecikerek dava görülmeye başladı. Maalesef arkadaşlarımız 1 yıldır tutuklu. 1 yıldır söylenen ne varsa yalan olduğu ortaya çıktı. 560 milyar yolsuzluk dediler. 560 kuruşun bile ispatı yok. Bin 200 cep telefonu dediler. Birini bile iddianameye yazamadılar. Parkelerin altından para çıkan görüntü var dediler. Görüntüler yalan çıktı. Çantadan para çıktı dediler. Jamer çıktı. Lüks araba garajı dediler. İmamoğlu'nun değil MHP'li milletvekilinin çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi'nden kasa çıktı dediler. AK Partili'nin çıktı. İçinden para çıktı dediler. Mühür olduğu ortaya çıktı. Attıkları her yalan çürüdü. Şimdi baştan beri diyorduk, biz arkadaşlarımıza güveniyoruz diye. Canlı yayın diyenler parça kırdı. Söyledikleri yalan çıktı. Şimdi canlı yayın yapmak için verdiğimiz önergeye ret oyu kullandılar. Buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Bak daha geçen hafta Devlet Bey dedi ki ‘canlı yayınında ne kadar faydalı olduğunu gördük.’ Bir kez daha söylüyorum. Sen savcına güveniyorsan, şimdi bakan yaptığın o başsavcının yazdırdığı iddianameye güveniyorsan, hani diyordun ya ‘iddianame çıkınca insan içine çıkamayacaklar.’ İddianame çıktı, biz meydandayız. ‘Birbirinin yüzüne bakamayacaklar’ diyordun. Uşak'ın yüzüne bakıyorum. Sen bakabiliyorsan. ‘Birbirlerinden gözünü kaçıracaklar’ diyordun. Bak senin gözünün içine bakabiliyorum. Gözümün içine bakabiliyorsan hodri meydan. Canlı yayın istiyoruz. TRT'den yayın istiyoruz. O iddianameyi biz yargılıyoruz.
Mahkemeye bir başkan atadılar. Avukatlıktan hakim olmuş. Avukatlıktaki sürenin 3'te 2'si eklenince kıdemi dolmuş bir hakim. Yanında 2 yardımcı, beklersin ki normalde İstanbul'da Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki yanda oturanlar 20'şer yıllık hakim, 25-30 yıllık ağır ceza tecrübesi olan kişiler olur. 30 yıl önce başlamalı, Trabzon'dan Ardahan'dan, Mersin'den Edirne'den çalışmalı. Doğru, bozulmayan, adaletli kararlar kurmalı. İyi siciller almalı. Daha büyük şehre, daha iyi yerlere gelmeli. 20 yılın sonunda oraya ağır ceza kürsüsüne oturmalı. Bugün kürsüde oturan 3 hakimin normalde eski usulle ya da dünyadaki örnekleriyle en az toplam 60-70 yıl kıdem lazım. Bunların kürsü kıdeminin toplamı üçününki 10 yıl 6 ay. Birinin 7 yıl. Diğer ikisi 2024'te, 1 yıl 9 ay önce hakim olmuş. Yeni kura çekmişleri oraya oturtmuşlar. Bir de Adalet Bakanı hiç utanmadan sıkılmadan bu hafta dedi ki '10 yılını doldurmayanı ticaret mahkemesine başkan yapmayacağım'. Sen 2 yılını doldurmayan 2 kişiyi İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza'ya koymuşsun. O ikisinin kararı bile 2'ye 1 istediği her şeyi söyler. 2 yıl önce bugün hakim olmayan 2 kişi var orada. Silahşör, tetikçi diye konmuş. Başlarına Adalet Bakanı'nın en yakını konmuş. Ve bu mahkeme doğal hakim ilkesi yerine özel olarak oluşturulmuş. Adı 40’ıncı Ağır Ceza ama 2 kişi yeni geldi. O heyet yeni oldu. Eski heyet eski davalara, bu heyet sadece bu davaya bakacak.

Ve 41 ayrı mahkeme varken, kurayla birinden birine düşecekken baştan beri dedikleri 40’ıncı Ağır Ceza'ya düştü. Yani iddianame ısmarlama, mahkeme ısmarlama, heyet ısmarlama, kura sahtekarca ve dedikleri yere bu mahkeme görülmek üzere veriliyor.
''OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİ VARSA OYUN VARDIR''
Öyle bir iş ki bu hafta görülmeye başladı. Daha çıkar çıkmaz itirafçılar dökülmeye başladı. 'Gördüm' demiş orada, diyor ki 'görmedim'. 'Duydum' demiş orada, diyor ki 'duymadım'. Mışla muşla yazdırmış. Zorla iddia attırmış. Şimdi milletin karşısında şaşkına dönmüş durumdalar.
Öyle bir noktadayız ki itirafçı soruyor. Diyor ki ‘20 milyar lira yolsuzluk gördüm.’ Ekrem Başkan ayağa kalkıyor, ‘Ağaç AŞ’nin bir yıllık cirosu ne kadar?’, ‘5 milyar.’ ‘5 milyarlık yerde 20 milyar olur mu evladım?’ Dönüyor diyor ki, ‘vallahi doğru o tarafını düşünemedim.’ Düşünemediği yalanın altına imza attırmışlar. Öyle bir noktadayız ki bir yıl önce Ekrem Başkan'ı tutuklarlarken bir gizli tanık vardı. Adı Meşe'ydi. Bütün iftiraları attı. Altına imza attı. Yüzü gizli, kimliği gizli dediler. Öğrenildi ki bu kişi söylediklerinden caymış. Verilen tavizi, sözü alamamış. Mahkemeyi basmış, intihara kalkmış. Bunu almışlar. Bunun söylediği bütün ifadeleri noktasına virgülüne, yazım hatasıyla kopyalamışlar. İlke diye yeni bir gizli tanık bulmuşlar. Uşak'ın vicdanına soruyorum. Tiyatro oyununda rolü başka oyuncu oynar eskisi hastalanırsa. Sinemada filmi başkası çeker eskisinin yerine. Demek ki burada gizli tanık var, gizli tanıkta oyuncu değişikliği olur mu? Oyuncu değişikliği varsa oyun vardır. Kurgu vardır. Kendiliğinden yazılmış bir senaryo vardır. Gerçek yoktur.
''BEKLE BİZİ İSTANBUL''
Bugün AK Parti'nin kara düzeni suçüstü yakalanmıştır. Arkadaşlarımız masum, gizli tanıklar sahte, itirafçılar iftiracıdır. Şimdi yüzleşme vaktidir. Bunun için artık yeter, tutuksuz yargılama esastır. Artık yeter, canlı yayın bu milletin talebidir. Şimdi buradan bir kez daha söylüyorum. Ekrem Başkan'ın talebidir. Ekrem Başkan diyor ki 'derdiniz benimle. Bırakın çocukları, bırakın anneleri, bırakın hastaları, bırakın yaşlıları, bırakın suçsuz bürokratları. Benimle uğraşın' diyor. Aykut kardeşim soruyor. ‘Ekrem Başkan Cumhurbaşkanı adayı olmasaydı biz burada olacak mıydık?’ Kimse bir şey diyemiyor. Asla olmayacaklardı. Buradan bir kez daha sesleniyorum. Bu dava siyasi değil diyorlar ama arkadaşlarımız masumdur. Tutuksuz yargılama esastır. Herkes Ekrem Başkan için içeride tutulmuştur. Ekrem Başkan meydan okumuştur. Bütün arkadaşlarımıza tutuksuz yargılama istiyoruz. Diyor ki bana geçen gün bir gazeteci arkadaşım dedi, AK Partililerle konuşuyorum. Ekrem'i tutuksuz yargılayamayız. Niye? Otobüsün üstüne çıkar, bir daha inmez. Memleketi gezer, kampanya yapar, baş edemeyiz. Madem baş edemiyorsunuz, madem korkuyorsunuz. O gazeteciye dedim. Onların hukuk tanımazlığını bir an olsun kabul edelim, bu kadar korkuyorsanız ev hapsi verin. Zulmü bitirin. Ekrem Başkan evinde otursun. Biz onun Türkiye'deki bütün dostları, Türkiye'de Türkiye İttifakı'nın bütün bileşenleriyle onun yerine çalışacağız, onun yerine koşturacağız, onu Cumhurbaşkanı yapacağız. Şimdi Uşak'tan bir yürüyüş başlatacağız. Hep birlikte bir yürüyüşe geçeceğiz. Bütün Türkiye Uşak'ı izleyecek. Burayı izleyecek. Önümüzdeki hafta çarşamba 20.30'da, diplomanın iptal olduğu 18'ini, darbe girişiminin başladığı 19'una bağlayan gece Saraçhane'ye, mücadeleye, Ekrem Başkan'a ve arkadaşlarımıza sahip çıkmaya gelecek. Türkiye'yi İstanbul'a, Saraçhane'ye davet etmeye hazır mısınız? Sesi Uşak'tan yükseltiyoruz. Tüm Türkiye'ye duyuruyoruz. İstanbul'a yürümeye hazır mısınız? İstanbul bizi beklesin mi? Bekle bizi İstanbul. Bekle bizi İstanbul."



















