ABD Başkanı Donald Trump'ın olası bir askeri çatışmada Amerikan ordusunun İran karşısında "zahmetsizce" galip geleceğine dair söylemleri, sahadaki gerçeklerle uyuşmuyor. Bloomberg tarafından yayımlanan ve en güncel uydu verilerine dayanan analizler, Tahran'ın kritik askeri ve nükleer altyapısını korumak amacıyla benzeri görülmemiş büyüklükte bir yeraltı savunma ağı inşa ettiğini ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz haziran ayında ABD ve İsrail ile yaşanan 12 günlük sıcak çatışmada hasar gören tesisler hızla onarılırken; İran yönetimi, yeni hava harekatlarına karşı dağların içindeki tünelleri betonarme yapılar ve tonlarca toprakla güçlendiriyor.

İSFAHAN VE NATANZ'DA EŞİ GÖRÜLMEMİŞ KAMUFLAJ
Cenevre'de diplomatik trafik sürerken, uzaydan elde edilen görüntüler Pentagon'un aşması gereken zorlu coğrafi ve mühendislik engellerini gözler önüne seriyor. Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasındaki süreci kapsayan görüntülerde, İsfahan nükleer araştırma kompleksindeki dağ yamaçlarına açılan tünel girişlerinin tonlarca toprakla kapatıldığı görülüyor. Askeri uzmanlara göre bu hamle, ABD'nin "sığınak delici" (bunker-buster) mühimmatlarının tünellerden içeri sızmasını engellemek için atılmış stratejik bir adım.

Beyaz Saray, İran'ın nükleer yakıt üretme kapasitesinin yok edildiğini öne sürse de, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (IAEA) denetiminden çıkan Tahran'ın elinde hala silah üretimine yetecek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoku bulunduğu biliniyor.
Benzer bir hareketlilik Natanz'daki uranyum zenginleştirme tesislerinde de yaşanıyor. Mayıs 2024'ten Ocak 2026'ya uzanan süreçte, hasarlı binaların üzerine devasa çelik ve beton çatılar inşa edildiği belirlendi. Özellikle Natanz'ın güneybatısındaki Pickaxe Dağı tünel kompleksinde, Şubat 2026 itibarıyla tünel girişlerinin uzatıldığı ve taze beton, kum ve çakılla tahkim edildiği net biçimde görülüyor.

FÜZE ÜRETİM MERKEZLERİ DOĞAL KALKANLARIN ARKASINDA
Olası bir savaş senaryosunda ABD'nin hedef tahtasında yalnızca nükleer tesisler değil, İran'ın balistik füze üretim merkezleri de bulunuyor. Ancak coğrafyanın sunduğu doğal kalkanlar, Amerikan Hava Kuvvetleri'nin işini giderek zorlaştırıyor.
Tahran'ın güneydoğusunda yer alan 52 kilometrekarelik Parchin askeri üssündeki —özellikle stratejik "Taleghan-2" yapısı çevresindeki— radikal değişim dikkat çekici. Ekim 2024'te hedef alınan bu yapının, Kasım 2025'ten itibaren yeni yollarla dış dünyaya bağlandığı ve Şubat 2026'ya gelindiğinde tamamen toprak yığınlarıyla kamufle edilerek adeta bir yeraltı sığınağına dönüştürüldüğü belgelendi.
Aynı şekilde, Tahran'ın doğusundaki Khojir katı yakıtlı füze motoru üretim tesisinde de olası bombardımanların yaratacağı zincirleme patlama etkisini kırmak amacıyla devasa toprak setler (berm) inşa edildiği tespit edildi.

UYDU VERİLERİNE YANSIYAN YENİ SAVUNMA DOKTRİNİ
İran'ın yeni dönem savunma ve yeniden inşa stratejisinin temel hatları şu şekilde öne çıkıyor:
- Tünel Tahkimatı: Nükleer komplekslerdeki tünel girişlerinin, ağır bombardımana dayanacak şekilde taze beton, kaya ve toprak bariyerlerle kapatılması.
- Görsel Engel: Hasar gören uranyum zenginleştirme tesislerinin hızla onarılması ve içerideki faaliyetlerin uydu veya hava araçlarıyla izlenmesini imkansız kılacak kapalı sistemlere geçilmesi.
- Zincirleme Hasar Kontrolü: Balistik füze üretim tesislerindeki binaların arasına patlama duvarları ve toprak setler çekilerek, olası bir isabette diğer binaların zarar görmesinin engellenmesi.
- Termal Gizlilik: Stratejik öneme sahip yapıların tamamen yeraltına alınarak hem optik uydulardan hem de termal kameralardan gizlenmesi.

-
ASKERİ MÜDAHALE KESİN ÇÖZÜM MÜ?
ABD'nin haziran ayında gerçekleştirdiği "Gece Yarısı Çekici" (Midnight Hammer) operasyonunda, Fordow ve Natanz'a 13 bin 600 kilogramlık devasa GBU-57 sığınak delici bombalar atılmıştı. Uydu fotoğrafları yüzeyde ciddi tahribat olduğunu doğrulasa da, yerin onlarca metre altındaki santrifüj salonlarının bu saldırılardan ne ölçüde etkilendiği hala büyük bir muamma.
-

-
Royal United Services Institute (RUSI) uzmanlarından Darya Dolzikova, bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: "Askeri müdahale, nükleer yayılmayı önleme stratejisi olarak kesin bir çözüm sunmuyor; sadece süreci geciktiriyor, ancak tehdidi nadiren tamamen yok ediyor."
ABD Enerji Bakanlığı eski yetkilisi Robert Kelley ise daha çarpıcı bir gerçeğe parmak basıyor: Binalar yerle bir edilse dahi, İran'ın on yıllara yayılan bilimsel birikimi ve güvenli bölgelere sakladığı materyaller, nükleer programı farklı bir lokasyonda hızla yeniden ayağa kaldırmak için fazlasıyla yeterli.




















