Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da NATO Parlamento Başkanları Onuruna Verilen Öğle Yemeği Programında konuştu. Türkiye'nin NATO'nun güvenliğine 70 yılı aşkın süredir destek verdiğini belirten Erdoğan, "Müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil bir şekilde yaparken savunma sanayi ticareti alanındaki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Külfet paylaşımı konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. Ancak katkılarımıza rağmen Türkiye'nin Avrupa güvenliğine sağladığı faydalar gözardı ediliyor." ifadelerini kullandı.
Konuşmasında İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına değinen Erdoğan, "ABD ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir şekilde olması için gereken katkıyı vermeyi sürdüreceğiz. Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemeli. Ortadoğu'da gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İsrail'in artan toprak gaspı bitmeden bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz." şeklinde konuştu.

"BELİRSİZLİK DÖNEMİNİN TAM ORTASINDAYIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul'da katılımcılarla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.
NATO Parlamenter Zirvesi'nin verimli geçmesi temennisini dile getiren Erdoğan, zirveye katkı sunacak herkese teşekkür etti.
Bu önemli toplantının 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inandığını belirten Erdoğan, "Müttefik ülke parlamentoları arasında işbirliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum." ifadesini kullandı.
Erdoğan, "Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken, yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız." değerlendirmesinde bulundu.
Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamaların, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirdiğinin altını çizen Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum." diye konuştu.
Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığını vurgulayarak, "Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi, gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır." görüşünü paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir."

"KÜLFET PAYLAŞIMI KONUSUNDA ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ"
NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin daha kritik hale geldiğine inanıyorum. NATO'nun üstlendiği önem artmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Türkiye 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyoruz. Gerek bölgesel krizileri yönetmedeki becerimizi gerekse engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş bir ülkenin lideri olarak bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur. Müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil bir şekilde yaparken savunma sanayi ticareti alanındaki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Külfet paylaşımı konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Savunma harcamalarımızı artırıyor NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak katkılarımıza rağmen Türkiye'nin Avrupa güvenliğine sağladığı faydalar gözardı ediliyor. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda desteğini bekliyoruz. Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yok. Teksas'tan Ankara'ya uzanan bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız.
"SOYKIRIM ŞEBEKESİNİN PROVOKASYONLARINA FIRSAT VERİLMEMELİ"
ABD ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir şekilde olması için gereken katkıyı vermeyi sürdüreceğiz. Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemeli. Ortadoğu'da gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İsrail'in artan toprak gaspı bitmeden bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz."





















