CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin en önemli patates üretim merkezlerinden Niğde'nin Ağcaşar köyünde üreticilerle bir araya geldi. Ziyaret sırasında ortaya çıkan tablo, tarımdaki plansızlığın ve çiftçinin içine düştüğü derin ekonomik krizin boyutlarını gözler önüne serdi.
Tüccar gelmediği için umutlarını depolara bağlayan çiftçiler hüsrana uğradı. Alıcı bulamayan ve filizlenip çürümeye başlayan devasa miktardaki patates, şimdilerde sadece hayvan yemi olarak kullanılıyor.

"BÜYÜKŞEHİRDE 20 LİRA, KÖYDE 3 LİRAYA ALAN YOK"
Bölgede yaklaşık 1 milyon ton patates yetiştirildiğini ancak bunun 200 bin tonunun doğrudan çöpe gittiğini belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, çarpıcı bir çelişkiye dikkat çekti.
Gürer, "Büyükşehirlerde kilosu en az 20 liraya satılan patates, üreticinin elinde 3 liraya bile alıcı bulamıyor. Milli servet çürüyor, sokağa atılıyor. Yemek sanayisinde, dondurulmuş gıdada kullanılabilecek bu kadar kaliteli ürün şu an ancak hayvan yemi olarak değerlendirilmeye çalışılıyor. Çiftçinin ciğeri yanıyor. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) acilen devreye girip bu ürünü almalı ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara dağıtmalıdır. Bugün üreticiyi desteklemezsek, yarın büyükşehirlerdeki vatandaş patatesin kilosunu 100 liraya yemek zorunda kalır" uyarısında bulundu.

"3 YILDA BATTIM, 200 TON PATATESİM ÇÖP OLDU"
Maliyetlerin altından kalkamadığı için iflasın eşiğine geldiğini anlatan patates üreticisi Mustafa Işık'ın sözleri ise köylerdeki çaresizliği özetledi. İki yıl önce 4 lira olan gübrenin 22 liraya çıktığını belirten Işık, yaşadığı yıkımı şu sözlerle dile getirdi:
"Çiftçiliğe başlayalı 3 sene oldu, bu süreçte tamamen battım. Sırf bu patatesleri korumak için 2 milyon lira harcayıp depo yaptım. Depoya koyduğum ürün de satılmadı, elektrik faturasını bile ödeyemedim. Yaklaşık 200 ton patatesim çöp oldu; bir kısmını dağıttım, bir kısmını hayvanlara verdim. Artık tarım yapmak istemiyorum. Köylerin geneli aynı durumda. Bu yıl bir şey ekmeyeceğim, gidip hamallık yapacağım."
KÖYLERDE İCRA KABUSU BAŞLADI
Üreticilerin en büyük sorunu ise biriken banka borçları ve icralar. Nakit kredi bulamadıklarını, verilen kredilerin ise sadece "karta" yatırılarak gübre ve yem alımıyla sınırlandırıldığını belirten çiftçiler, nakit ihtiyaçlarını karşılamak için ellerindeki hayvanları ve traktörlerini satmak zorunda kalıyor.
Mustafa Işık, köylerdeki acı tabloyu, "Sosyal Güvenlik Kurumu'na borcun varsa kredi de çekemiyorsun. İnsanlar borç ödemek için çırpınıyor. Köylerde icralar başladı. Tarlalar, evler bankalara geçti. Küçük aile tipi işletmeler yok oluyor" sözleriyle aktardı.
Süregelen bu krizin sadece çiftçiyi değil, ülkenin gıda güvenliğini de tehdit ettiğini belirten Gürer, yetkilileri acil bir eylem planı hazırlamaya ve çiftçiyi bankaların insafına terk etmemeye çağırdı.



















