Gazeteci Cengiz Turhan'ın 10 Haber'de yayınlanan makalesine göre, Macaristan'da 16 yıllık Viktor Orban iktidarının sona ermesi ve Peter Magyar'ın sürpriz zaferi, sadece ülkenin değil, "seçimli otokrasi" ile yönetilen diğer ülkelerin de siyasi dinamiklerine ışık tutuyor. Turhan, yolsuzluk ve ekonomik çöküş sarmalının otokratik rejimlerin en büyük "yumuşak karnı" olduğunu vurguluyor.
Macaristan'da geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen seçimler, dünya genelinde liberal demokrasinin geleceği açısından tarihi bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Turhan'ın analizinde, Viktor Orban'ın açık ara farkla kaybettiği ve muhalif lider Péter Magyar'ın çarpıcı bir hızla iktidara yükseldiği bu sürecin arka planı inceleniyor. Turhan'a göre bu seçimler, "seçimli otokrasi" modelinin krizini ve çöküş dinamiklerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
![]()
Viktor Orban
Makalede, "seçimli otokrasi" kavramı, meşruiyetini seçimlerden alan ancak iktidarı elde ettikten sonra demokratik kurumları, yargıyı, basını ve sivil toplumu kendi çıkarları doğrultusunda şekillendiren bir rejim olarak tanımlanıyor. Otokratik liderlerin, gücü tamamen ellerinde tutmalarına rağmen "halktan korktukları" ve rıza üretme ihtiyacı duydukları belirtiliyor. Turhan, Orban'ın seçim gecesi yenilgiyi hızla kabul etmesini bu "korkuya" ve devletin güvenlik mekanizmalarının kontrol edilemez hale gelmesine bağlıyor.
BİLGİSAYAR KORSANLIĞINDAN SKANDALLARA
Analizde, Orbán rejiminin çatırdamaya başladığını gösteren önemli işaretlerden birine dikkat çekiliyor. Alman kamu yayıncısı Deutsche Welle (DW) kaynaklı haberlere göre, Macar gizli servisi, çocuk pornografisi bahanesiyle muhalefetteki Tisza Partisi'nin bilişim uzmanlarının bilgisayarlarına sızarak kampanya verilerini ele geçirmeye çalışmıştı. Bu operasyonun Ulusal Soruşturma Bürosu'ndan bir yüzbaşı tarafından ifşa edilmesi, güvenlik bürokrasisi içinde yasadışı emirlere direnen bir kesimin varlığını ve rejimin içindeki çatlakları gözler önüne serdi. Geçtiğimiz yıl yasaklanmasına rağmen 200 bin kişinin katıldığı "Onur Yürüyüşü"ne polisin müdahale etmemesi de, devlet kurumlarının iktidar baskısına karşı esnemeye başladığının bir başka göstergesi olarak değerlendiriliyor.
ÇÖKEN EKONOMİ VE DEVLEŞEN YOLSUZLUK: YUMUŞAK KARIN
Uluslararası Şeffaflık Örgütü raporlarına atıfta bulunulan makalede, Macaristan'ın son dört yıldır Avrupa'da yolsuzluğun en yaygın olduğu ülke olduğuna vurgu yapılıyor. Yolsuzluğun, ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik krizin ve Avrupa'daki en düşük yaşam standartlarından birine sahip olmasının temel nedeni olduğu ifade ediliyor. Turhan, çöken ekonomi ile birlikte genişleyen yoksulluk ve oligarşik yapının zenginleşmesinin, halkın Orbán yönetimine olan güvenini tamamen sarsan ve "seçimli otokrasinin yumuşak karnını" oluşturan en önemli etkenler olduğunu belirtiyor.
PÉTER MAGYAR: İKİ YILDA İKTİDARA UZANAN YENİ YÜZ
Péter Magyar'ın bu kadar kısa sürede nasıl iktidara geldiği de analizde detaylandırılıyor. Sadece iki yıl önce iktidardaki Fidesz partisinin üst düzey bir üyesi olan Magyar, eski partisinin iç dinamiklerini bilme avantajını iyi kullanarak ve yoksulluk ile yolsuzluk konularını merkeze alan bir kampanya yürüterek geniş kitlelerin desteğini kazandı. Turhan'a göre Magyar'ın başarısı; merkez sağ politikaları, "yeni bir yüz" olması, halkın ekonomik sıkıntılarına doğrudan seslenmesi ve mevcut elitlere karşı duyulan öfkeyi iyi kanalize edebilmesinde yatıyor.
AŞIRI SAĞA KARŞI DOMİNO ETKİSİ YARATIR MI?
Macaristan seçimlerinin Avrupa'da yükselen aşırı sağa karşı bir domino etkisi yaratıp yaratmayacağı sorusuna ise makalede temkinli bir yanıt veriliyor. Turhan, Magyar'ın başarısının "denenmemiş ve yeni bir yüz" olmasına bağlandığını, ancak Avrupa'nın diğer ülkelerinde benzer profilde güçlü alternatiflerin henüz ufukta görünmediğini belirterek, bu etkinin kısa vadede sınırlı kalabileceğini öne sürüyor.




















