Türkiye’yi sarsan okul saldırısının ardından başlatılan idari ve adli soruşturma sürerken, failin eğitim hayatına dair ulaşılan tanıklıklar, trajedinin ayak seslerini analiz etmek açısından kritik veriler sunuyor. Eski bir emniyet mensubu olan babasına ait silahlarla okula gelen 8. sınıf öğrencisi Mersinli’nin, sınıftaki sessizliğinin altında yatan detaylar kamuoyuyla paylaşıldı.
SOSYAL İZOLELİK VE "KAYIP" DERS SAATLERİ
Güvenlik gerekçesiyle ismi gizli tutulan bir eğitimcinin ifadelerine göre, Mersinli okulun en içine kapanık öğrencilerinden biriydi. Okula düzenli devam etmesine rağmen ders süreçlerinden tamamen kopuk olduğu belirtilen failin;
Ders dinlemek yerine saatlerce başını sıraya koyduğu veya defterlerine anlamsız karalamalar yaptığı,
Kimseyle iletişim kurmadığı, bahçede tek başına vakit geçirdiği ve sosyal çevreden tamamen izole olduğu kaydedildi.
DİSİPLİN KAYDI BULUNMAYAN "SAKİN" PROFİL
Kısa Dalga'nın haberine göre saldırının en şaşırtıcı yönlerinden biri, failin geçmişinde herhangi bir şiddet eğiliminin veya disiplin suçunun bulunmaması oldu. Öğretmenleri, Mersinli’nin daha önce hiçbir kavgaya karışmadığını, arkadaşlarına veya eğitmenlerine karşı fiziki ya da sözlü bir öfke patlaması yaşamadığını vurguladı. Bu durum, "sessiz radikalleşme" riskinin tespit edilmesindeki güçlüğü bir kez daha gündeme getirdi.
"YÜKSEK IQ" VE "KABADAYI" TEZATI
Failin geçmişine dair iddialar arasında dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise kapasitesiyle ilgili:
Önceki okul müdürünün faili "yüksek IQ’lu ve çok başarılı" olarak tanımlamasına rağmen, mevcut öğretmenlerinin bu potansiyeli derslerdeki mutlak ilgisizlik nedeniyle gözlemleyemediği bildirildi.
Zaman zaman ceketini omzuna atarak "kabadayı" figürlerini andıran yürüyüşler sergilediği, bu durumun akranları arasında dikkat çekici bir davranış biçimi olarak not edildiği aktarıldı.
REHABİLİTASYON VE DİJİTAL OYUN İDDİALARI
Okul çevresinde dolaşan ancak henüz resmi makamlarca teyit edilmeyen iddialara göre, Mersinli’nin bir dönem rehabilitasyon merkezinden destek aldığı ve evde şiddet içerikli dijital oyunlara yoğun ilgi gösterdiği konuşuluyor. Uzmanlar, bu tür faktörlerin dijital radikalleşme süreçlerini tetikleyip tetiklemediğinin adli bilişim incelemeleri sonrası netleşeceğini ifade ediyor.




















