Savaşın başından bu yana ABD kuvvetlerine yönelik en ölümcül İran saldırısı olan 1 Mart Kuveyt baskınının perde arkasında büyük bir ihmal zincirinin yattığı ortaya çıktı. Saldırıdan sağ kurtulan Amerikan askerleri, medyaya uygulanan katı kısıtlamalara rağmen kimliklerini gizli tutarak CBS News'e konuştu ve Pentagon'un resmi söylemlerini çürüten sarsıcı iddialarda bulundu.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, olayın ardından düzenlediği basın toplantısında saldırıyı gerçekleştiren İran İHA'sını "güçlendirilmiş birliğin savunma hattından sızmayı başaran (squirter) bir unsur" olarak nitelendirmişti.
Ancak saldırıyı bizzat yaşayan askerler bu tabloyu reddediyor. Yaralı kurtulan bir asker, Bakan'ın sözlerine şu sert yanıtı verdi:
"Bir tanesinin aradan sızdığı imajını yaratmak koca bir yalandır. İnsanların şunu bilmesini istiyorum: Birlik kendini savunmak için tamamen hazırlıksızdı. Burası güçlendirilmiş, korunaklı bir pozisyon değildi."
"GÖZ GÖRE GÖRE HEDEF NOKTASINA GÖNDERİLDİK"
Askerlerin anlatımlarına göre fecaat, saldırıdan bir hafta önce verilen emirlerle başladı.
Çoğu Amerikan askeri "Epic Fury" operasyonu öncesinde Kuveyt'ten alınıp İran füzelerinin menzili dışındaki Ürdün ve Suudi Arabistan'a ("Hedefteki X'ten uzaklaşın" talimatıyla) kaydırılmıştı. Ancak 103. İkmal Komutanlığı'na bağlı bu küçük birliğe tam tersi bir emir verildi:
"Bütün eşyalarınızı toplayın ve Kuveyt'in güneyindeki daha küçük bir üs olan Şuaybe Limanı'na gidin."

Bir asker, üssün İran'ın potansiyel hedefler listesinde olduğunu gösteren istihbarat raporlarını gördüklerini belirterek, "İran'a, bilinen bir hedef olan son derece güvensiz bir bölgeye yaklaştırıldık. Bunun mantıklı bir nedeni olduğunu sanmıyorum" dedi. Üssün etrafındaki beton bariyerlerin (T-duvarlar) sadece havan toplarına karşı koruma sağladığını, yukarıdan gelecek hava saldırılarına karşı tamamen savunmasız olduklarını vurgulayan asker, İHA savunma kapasitelerini "Koca bir hiç" olarak tanımladı.
"FİLM SAHNELERİ GİBİYDİ, TAM BİR KAOSTU"
1 Mart sabahı saat 09:15 civarında çalan füze alarmının ardından "tehlike geçti" sinyali verilmiş, askerler kasklarını çıkarıp teneke ve tahtadan yapılma barakalardaki masalarına dönmüştü. Sadece 30 dakika sonra ise gökten düşen bir İran "Şahed" İHA'sı tam isabetle birliğin merkezini vurdu.
Patlama anını anlatan askerler, "Her şey titredi. Filmlerde gördüğünüz gibiydi; kulaklarınız çınlıyor, görüşünüz bulanıklaşıyor. Her yerde duman, toz ve şarapnel parçaları... Karınlarından, kollarından, bacaklarından kanlar akan insanlar vardı" sözleriyle dehşeti anlattı.
Kendi yaralarını derme çatma turnikelerle sarmaya çalışan askerler, sivil araçlara el koyarak yaralıları Fahaheel'deki yerel Kuveyt hastanelerine taşıdı.

"BU SALDIRI YÜZDE YÜZ ÖNLENEBİLİRDİ"
Bakan Yardımcısı Sean Parnell'in "Birliklerimizi korumak için her seviyede mümkün olan her önlem alındı" şeklindeki açıklamalarına da tepkili olan askerler, ordunun moralini bozmak gibi bir niyetleri olmadığını ancak doğruların söylenmesi gerektiğini vurguluyor.
Olayı anlatan asker sözlerini şu vurucu cümleyle tamamladı:
"Eğer bu hataların yaşanmadığını varsayarsak onlardan ders alamayız. Bu saldırı önlenebilir miydi? Benim fikrime göre kesinlikle, yüzde yüz evet!"




















