İBB’ye yönelik davanın ilk duruşması sonrası açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkeme heyetinin tecrübesini ve oluşturulma biçimini hedef alan sert ifadeler kullandı. Heyet üyelerinin yalnızca 1 yıl 10 aylık tecrübeyle görevlendirildiğini söyleyen Özel, böylesine kapsamlı ve siyasi etkisi yüksek bir davada kıdemli ağır ceza mahkemesi üyelerinin bulunması gerektiğini savundu. Özel, iktidarın dosya için özellikle tecrübesiz hakimleri tercih ettiğini öne sürerek, yargılamanın tarafsızlığı ve ciddiyetine ilişkin eleştirilerini daha da sertleştirdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen “yolsuzluk” davasının ilk duruşmasının ardından açıklamalarda bulundu. Özel, mahkeme heyetinin yargılamayı yönetme biçimini sert sözlerle eleştirerek sürecin adil yürütülmediğini savundu.
Duruşmayı saatlerce takip ettiğini belirten Özel, mahkeme heyetinin yargılamayı başlatmakta dahi zorlandığını ve süreçte ciddi bir yönetim sorunu yaşandığını öne sürdü. Yargılamanın kamuoyunun yakından takip ettiği bir dava olduğunu vurgulayan Özel, mahkeme salonunda yaşananların Türkiye’de yargıya güven tartışmalarını daha da derinleştirdiğini söyledi.
"AVUKATLAR REDDİ HÂKİM TALEBİNDE BULUNDULAR"
Özel’in açıklaması şöyle:
“Nihayet yargılama başladı demek isterdik öyle bir liyakatsizlik, iş bilmezlik öyle bir majestelerinin yargısı olmaya adanmışlık durumuyla karşı karşıyayız ki, yargılamayı dahi başlatamadılar. Öyle bir heyetle karşı karşıya kaldık ki bu heyetin yargılamayı götüremeyeceği, kimsenin burada bırakın adaletin sağlanması, mış gibi yapılmasını bile taşıyamacak bir heyetle karşı karşıya olduğumuzu üzüntüyle takip ettik. Bütün Türkiye bu yargılamayı bekliyor, avukatlar yargılamadaki usulü soruyor, kimseyle görüşemem diyor. Oysaki nasıl yargılama yapacağını anlatması lazım.
Önce tutuklu olanların konuşacağı kesin ama neye göre? Gidip kaleme bile söylememiş, bugün ortaya bir liste çıkardı, İmamoğlu ve Fatih Keleş ile bitirecekmiş. Bu liste Yeni Şafak'ta var. Avukatlar da dedi ki sen bunu avukatlara nasıl söylemezsin? Paniğe kapıldı, salonu boşaltmaya kalktı. Sen kimsin bir yıldır gözü yaşlı aileleri o salondan çıkartacaksın? 2,5 saat ara verdi, izleyiciler çıkmadı, geri geldi, ne yapacağını şaşırmış haldeyken kontrolü kaybetmiş şoförün otobüsünde kim gitmek ister? Avukatlar reddi hâkim talebinde bulundular. 41 Ağır Ceza Mahkemesi var Çağlayan'da...
"KABİLİYETSİZ, KİFAYETSİZ, YETENEKSİZ..."
Akın Gürlek'in özel ayarladığı mahkemeye düştü, oraya da özel hâkim konuldu onlardan heyet oluşturuldu. Türkiye siyasi tarihinin en mühim 3 -5 davasından biri değil mi bu? Tiyatro desen, önceden yazılmış desen düzgün bir şey yazılır, savruluyor. Karşısında ömrü ceza yargılamasında geçmiş tecrübeli avukatların bilgisi karşısında kıvranıyor, çirkefliğe başvuruyor. Karşında suçsuzluğu, suçu ispatlanıp kesinleşene kadar suçsun, İstanbul'un seçilmiş belediye başkanı var. 15,5 milyon kişinin oy verip seçtiği, 25 milyon kişinin 'tutuksuz yargılansın' dediği kişiyi kürsüye çağıracak, 'sanık Ekrem' diyor. İtirazlar gelince, salonda uğultular yükselince beceriksiz, kabiliyetsiz, kifayetsiz, yeteneksiz, 'Ekrem Bey, siz' falan demeye başlıyor! Ya yaptığının arkasında dur ya hiç yapma! Kapatırken avukatlar diyor ki 'şunu yapmadın, bunu yapmadın.' 'Yarın yaparım, yoklama almadım diye de kızdınız ya.' diyor.
Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak utandım, 6 saat izledim, utandım! Söyleyecek söz bulamadım ya! Bu kadar mı düştünüz? 3 hâkim var, 2'si kürsüde görev yapıyor, toplam kıdemleri 11 yıl 4 bin sayfa iddianame olan 2 bin 400 yıl ceza istenen, dünyanın en karmakarışık iddianamesinin içinden çıkacak adam heyecandan mahkemenin kapısın bulamıyor! Tayyip Bey'in ekmeğine yağ sürecek bula bula bunları bulmuşlar! Paçalarından acemilik akıyor! Ne yaptınız siz beceriksizler ne yaptınız? Nihayet 1 yıl sonra hâkim karşısına çıkmış, 'Sanık Ekrem, sana söz vermeyeceğim, 1,5 ay sonra söz vereceğim' diyor. Avukatların talepleri karşısında bocalıyor, ne yapacağını bilmiyor.
Vicdanım var, ahlâkım var diyen AK Partili, MHP'li milletvekillerine sesleniyorum: Gelin izleyin şu duruşmayı, 'bir sevdiğimi bu hâkimin adaletine emanet ederim' derlerse bir daha mahkemeye gelmeyeceğim.
Bugün kürsüye Tayyip Bey, yanına da Binali Yıldırım ve Abdullah Güler'i alıp 'biz yöneteceğiz' deselerdi ancak bu kadar felaket olabilirdi. Belki 'mış gibi' yaparlardı. Haksızlığa, adaletsizliğe, yönlendirilmiş yargıyı Allah düşmanıma göstermesin.
Tam da bugün yaşananlar bizi haklı çıkartıyor. İçerideki bu hâli millet görsün istiyorum. Biz avukatlarımıza, arkadaşlarımıza güveniyoruz. İftiraları çürüteceğimize inanıyoruz. Bunu milletten kaçırmıyoruz. Kendine güvenen çıkar bu mahkemeyi yayınlar. Bu mahkeme yayınlandığı takdirse yargıya güven 0'ın altına düşer, milletin kanı döner. İçerideki durumu millete göstermeye cesareti var mı Erdoğan'ın?”



















