MEYRALEM Haber Sitesi

Sayfa Adresi : https://www.meyralem.com/haber-detay/11912_davutoglu-ndan-iran-uyarisi-turkiye-aktif-tarafsiz

GÜNDEM

Tümü

Davutoğlu’ndan İran uyarısı: Türkiye aktif tarafsızlık politikasına geçmeli

(3 Saat, 12 Dakika önce) 129 İzlenme 0 Yorum
Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, TBMM'de partisinin milletvekilleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yaşanan ve küresel bir boyuta taşınma riski taşıyan savaşla ilgili çok sert uyarılarda bulundu. Türkiye'nin aktif bir tarafsızlık politikasına geçmesi gerektiğini savunan Davutoğlu, "Türkiye, Kapsamlı bir savaşa hazırlık milli stratejik eylem planı hazırlaması gerekiyor" dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’de partisinin milletvekilleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail-İran hattındaki çatışmanın bölgesel sınırları aşarak küresel ölçekte bir savaşa dönüşme riski taşıdığını söyledi. Türkiye’nin yalnızca “tarafsız” bir pozisyonda kalmasının yeterli olmayacağını savunan Davutoğlu, “aktif tarafsızlık” politikası izlenmesi gerektiğini belirterek Ankara’ya askeri, diplomatik, ekonomik ve iç siyasi alanda kapsamlı hazırlık çağrısı yaptı. Gelecek Partisi liderinin TBMM’de açıklama yapacağı günün programında da yer alırken, son günlerde benzer biçimde Türkiye’nin savaşın tarafı haline gelmemesi gerektiği yönündeki uyarıları farklı mecralarda da öne çıktı.

Davutoğlu, konuşmasına İran Büyükelçiliği’nde taziye ziyaretinde bulunduklarını belirterek başladı ve basın toplantısına bu nedenle geç başladıklarını söyledi. Bölgedeki tablonun artık sadece ABD, İran ve İsrail arasında yaşanan bir kriz olarak görülemeyeceğini ifade eden Davutoğlu, “Bölgemizde yaygın bir savaş, hatta küresel ölçüye doğru taşınan bir savaşla karşı karşıyayız” dedi.

Cumartesi gününden bu yana gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Davutoğlu, hem bölgede hem de dünyada temas halinde olduğu devlet adamlarıyla yaptığı görüşmelerden edindiği izlenimleri Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hükümet, kamuoyu ve milletvekilleriyle paylaşmayı görev bildiğini söyledi. Saldırıların başlamasından bu yana dengelerin hızla değiştiğini, yeni ve ciddi risklerin ortaya çıktığını vurgulayan Davutoğlu, sabah itibarıyla gördüğü tabloyu paylaşmak istediğini ifade etti.

“ABD, STRATEJİK PLANLAMA YAPMADAN İSRAİL’İN PEŞİNE TAKILDI”

Davutoğlu, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın ilk günlerinde saldırıların 3-4 gün içinde tamamlanacağını söylediğini ve bu süreçte rejim değişikliğini ima eden bir hedef ortaya koyduğunu hatırlattı. Ancak gelinen noktada Trump’ın saldırıların 4-5 hafta sürebileceğini dile getirdiğini belirten Davutoğlu, bu değişikliğin Washington’ın savaşa girerken net bir stratejik planlama yapmadığını gösterdiğini savundu.

Davutoğlu, “Eğer bir taraf devlet başkanı düzeyinde 2-3 günde biteceği düşünülen savaşı 4-5 haftaya yaymışsa, bu 4-5 haftanın da ne kadar süreceği belli olmaz. Bu şu demektir: Amerika Birleşik Devletleri bu savaşa girerken stratejik planlama yapmamış, kafaları karışık ve İsrail’in peşine takılmış” dedi.

ABD gibi küresel bir gücün İsrail’in çizdiği hatta sürüklenmesini “başlı başına büyük bir facianın işareti” olarak nitelendiren Davutoğlu, Amerikan Dışişleri Bakanı’nın Kongre’de yaptığı açıklamalara atıfla, “Eğer biz saldırmasaydık İsrail saldıracaktı ve İran bizi vuracaktı. Dolayısıyla İsrail’in saldırısıyla birlikte davranmak zorunda kaldık” yaklaşımını “bir devletin iflas ilanı” olarak değerlendirdi.

Washington’da aklıselim sahibi herkesin bugün “Biz neden bunu yaptık?” sorusuyla karşı karşıya olduğunu öne süren Davutoğlu, ABD Savunma Bakanı’nın açıklamalarını da sert sözlerle eleştirdi. Savunma Bakanı’nın kullandığı dili ve yaklaşımı “ciddiyetsiz” bulduğunu söyleyen Davutoğlu, bu tablonun dünyayı her türlü riske açık hale getirdiğini savundu.

 

37cc3236-cc95-4b24-9b1f-860f9d6dc3b6.jpg

“TRUMP, İNGİLTERE VE İSPANYA’YA BASKI YAPIYOR”

Davutoğlu, ABD’nin yalnızca İran’la değil, müttefikleriyle de baskıcı bir dil üzerinden ilişki kurduğunu iddia etti. Trump’ın İngiltere’yi açık biçimde hedef aldığını, koalisyonun parçası olmaya zorladığını savunan Davutoğlu, İngiliz Dışişleri Bakanı’nın kullandığı “defensive strike” ifadesinin de askeri terminolojide karşılığı olmayan bir kavram olduğunu söyledi.

İspanya’nın da açık biçimde tehdit edildiğini dile getiren Davutoğlu, Trump’ın İspanya’daki üsler için “Sizin izninize ihtiyacım yok, gelir kullanırım” yaklaşımının sadece bir güç gösterisi olmadığını, aynı zamanda ABD’nin yürüttüğü stratejide büyük bir tıkanma yaşadığının göstergesi olduğunu belirtti.

Başlangıçta “Amerika-İsrail” hattında şekillenen saldırıların, artık Körfez ülkelerini de savaşın fiili parçası haline getirecek bir noktaya geldiğini savunan Davutoğlu, Körfez’deki radar sistemleri ve askeri hareketliliğin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Temasta bulunduğu bazı Arap dostlarının “bir anda kendimizi savaşın içinde bulduk” dediğini aktaran Davutoğlu, bu çevrelerin İran kadar ABD’ye de sorumluluk yüklediğini dile getirdi.

“TÜRKİYE’YE ‘SAFINI SEÇ’ BASKISI GELEBİLİR”

Konuşmasının Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren kısmında Davutoğlu, savaşın bu şekilde sürmesi halinde ABD’nin Ankara üzerindeki baskısını artıracağını savundu. Davutoğlu, “Amerika Birleşik Devletleri muhtemelen Türkiye üzerine de baskı yapacak ve ‘safını seç’ noktasına götürebilecek bu iş” dedi.

İran’ın lider kadrosunda büyük kayıplar yaşadığını ifade eden Davutoğlu, birkaç hafta önce İran Büyükelçisi’nin kendilerini ziyaret ettiğini ve İran Cumhurbaşkanı’ndan gelen bir mesajla müzakereler konusunda görüş sorduklarını anlattı. Davutoğlu, o görüşmede İran tarafına “Müzakere masasından asla kalkılmasın. Kalktığı gün İran’ı vururlar” dediğini aktardı. İran’ın müzakere masasından kalkmadığını ancak saldırıların yine de başladığını belirten Davutoğlu, bu durumun saldırının muhatabını ve amacını doğru tanımlamak bakımından önemli olduğunu söyledi.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı’nın İran’ın nükleer kapasitesiyle ilgili değerlendirmelerine, Amerikan Kongresi’ndeki itirazlara ve ABD kamuoyundaki düşük destek oranlarına değinen Davutoğlu, buna rağmen saldırıların devam ettiğini belirtti. İran’da büyük bir yıkım yaşandığını, çok sayıda sivil kaybın ortaya çıktığını söyleyen Davutoğlu, özellikle kız çocuklarının ölümü üzerinden uluslararası kamuoyunun sessizliğini eleştirdi.

“KARA HAREKÂTI OLMADAN REJİM DEĞİŞMEZ”

Davutoğlu, İran’da rejim değişikliği hedefinin hava saldırılarıyla gerçekleştirilemeyeceğini savundu. Yakın tarihten Irak örneğini hatırlatan Davutoğlu, “Tarihin bize gösterdiği bir şey var: Kara ordusu olmadan rejim değişmiyor. 12 yıl Irak’ı bombaladılar, rejim değişmedi. Kara ordusu girdiğinde de Irak halkı 1 milyon can kaybetti” dedi.

ABD Kongresi’ndeki kapalı brifing sonrasında bir senatörün açıklamasına işaret eden Davutoğlu, Trump yönetiminin kara ordusu kullanımı isteyebileceği ya da özellikle Irak üzerinden, Kürt unsurlar dahil olmak üzere başka güçleri devreye sokabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını söyledi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki liderlerle görüşmeler yapıldığı bilgisi geldiğini aktaran Davutoğlu, bunun bölgeyi daha da ateşe atabilecek bir gelişme olduğunu savundu.

Davutoğlu, bu adımların nihai amacının “İsrail’in hegemonyasını kurmak” olduğunu öne sürerek, daha ilk günden beri “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla yaklaşmadığını, meselenin yalnızca bir ülkeyi değil tüm bölgeyi ve İslam dünyasını ilgilendirdiğini vurguladı.

asscreenshot-at-mar-04-15-47-45.jpg

“KÖRFEZ ÜLKELERİ SADECE PETROL DEĞİL, İSTİKRAR SATIYORDU”

Körfez ülkelerinin de bu krizden ağır biçimde etkilendiğini belirten Davutoğlu, burada yaşanan sarsıntının yalnızca enerji üzerinden okunamayacağını söyledi. Körfez ülkelerinin dünyaya sattığı asıl şeyin “istikrarlı finans merkezleri” olma vaadi olduğunu ifade eden Davutoğlu, yatırımcıların Dubai’ye, Katar’a ve diğer merkezlere bu ülkelerin güvenli olduğu inancıyla yöneldiğini anlattı.

2016 yılında Katar’da Türk üssünün açıldığı dönemde Katarlı yetkililere, “Bir gün İran’la Amerika karşı karşıya kaldığında sizi dengeleyecek tek güç Türkiye’dir” dediğini aktaran Davutoğlu, bugün yaşanan tablonun o dönemde öngördükleri riskleri doğruladığını savundu. Körfez’deki ateşin Türkiye’ye gelmeyeceğini düşünenlerin yanıldığını belirten Davutoğlu, Türkiye’nin kendi sınırlarına kapanmış bir ada devleti gibi davranamayacağını ifade etti.

Yıllardır uluslararası sistemde bir “sistemik deprem” yaşanacağını söylediğini belirten Davutoğlu, bu nedenle bugün İran’ın yıprandığını, ABD-İsrail tarafının özellikle Washington açısından tıkandığını, Körfez’in de büyük bir sarsıntı yaşadığını dile getirdi.

“TARAFSIZLIK YETMEZ, AKTİF TARAFSIZLIK GEREKİR”

Türkiye’nin şu ana kadar izlediği savaş dışında kalma politikasını doğru bulduğunu söyleyen Davutoğlu, buna rağmen pasif bir tarafsızlığın artık yeterli olmadığını savundu. “Tarafsızlık iyidir, uzaktaysa yeter; ama yakındaysanız tarafsızlık yetmez. Aktif tarafsızlık gerekir” diyen Davutoğlu, iki kavram arasındaki farkı da anlattı.

Davutoğlu’na göre, sıradan tarafsızlık gelişmeleri uzaktan izleyip uygun zamanda diplomatik inisiyatif almayı ifade ediyor. “Aktif tarafsızlık” ise Türkiye’yi doğrudan etkileyecek riskleri önceden görerek, yangın daha büyümeden diplomatik hamlelerle krizi söndürmeye çalışmak anlamına geliyor.

Bu çerçevede Davutoğlu, Türkiye üzerindeki Amerikan baskısının artacağını savunarak, Washington’ın ilerleyen dönemde Türkiye’deki üsler ve radar sistemleri üzerinden taleplerini artırabileceğini söyledi.

“TÜRKİYE’DEKİ RADARLAR İRAN’A KARŞI SAVAŞIN PARÇASI OLMAMALI”

Davutoğlu, Ankara’nın bu noktada açık ve net tutum alması gerektiğini belirterek, “Türkiye’deki radarlar hiçbir şekilde İran’a karşı bir savaşın parçası olmayacaklar. Nokta” dedi. Böyle bir talep gelmesi halinde Türkiye’deki üslerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam denetiminin sağlanması gerektiğini savunan Davutoğlu, gerektiği takdirde Kürecik’in de kapatılmasının gündeme gelebileceğini söyledi.

Davutoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denetimi dışında hiçbir askeri faaliyete izin verilmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün buna gerek var mı demeyin; yarın çok geç olabilir” mesajı verdi. Davutoğlu’nun son günlerde yaptığı diğer açıklamalarda da Türkiye topraklarının, üslerinin ve hava sahasının İran’a karşı kullanılmaması gerektiği vurgusu öne çıktı.

KÖRFEZ VE ABD HATTINDA YOĞUN DİPLOMASİ ÇAĞRISI

Davutoğlu, Türkiye’nin acilen Körfez ülkeleriyle, özellikle Katar ve Suudi Arabistan’la, İran arasındaki gerilimi azaltacak yoğun ve fiili bir diplomasi yürütmesi gerektiğini söyledi. Bunun yanında Genelkurmay, Dışişleri ve MİT’in koordinasyonuyla oluşturulacak bir heyetin, Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla Amerikan tarafıyla doğrudan görüşmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, “Ne yapmak istiyorsunuz? Bizi bu savaşın içine soktuğunuzda neyi hedefliyorsunuz?” sorularının açık biçimde sorulması gerektiğini ifade etti.

Davutoğlu, Amerikalılara yalnızca onları dinleyerek etki edilemeyeceğini, gerektiğinde bölgeyi tanımadıkları noktalar da göz önüne alınarak doğru tavsiyelerde bulunulması ve İsrail’in yönlendirmelerine karşı doğru karşılıklar verilmesi gerektiğini savundu.

Trump’ın gelip geçici olduğunu, her Amerikan başkanının bir gün görevden ayrıldığını söyleyen Davutoğlu, geride kalan tablonun ise bölge ülkelerinin omzunda kaldığını belirtti. Irak, Afganistan ve Vietnam örneklerini hatırlatan Davutoğlu, bölgenin artık sadece dış güçlerin vaatlerine güvenerek hareket etmemesi gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE BUNU NATO’YA DA TAŞIYABİLİR”

Davutoğlu, Türkiye’nin gelişmeleri sadece ikili ilişkiler düzeyinde değil, NATO platformunda da gündeme taşıma hakkı olduğunu belirtti. NATO’nun 4. maddesi gereği Türkiye’nin fiilen bir savaş riskiyle karşı karşıya olduğunu savunan Davutoğlu, “Bir ay önce ‘fırtına yaklaşıyor’ dedim. Şimdi söylüyorum: Sakın ha, Türkiye bu tarafsızlık politikasıyla riskin dışında kalır diye düşünmeyin” ifadelerini kullandı.

İsrail’in “teopolitik” bir mantıkla hareket ettiğini öne süren Davutoğlu, bu yaklaşımın Türkiye’yi de tehdit olarak görebileceğini söyledi. Aynı şekilde ABD’de de bu çizgiyi destekleyen Hristiyan siyonist bir liderliğin etkili olduğunu savundu.

Avrupa’da da ciddi bir yön arayışı bulunduğunu belirten Davutoğlu, İspanya ve Norveç’in tutumlarını net biçimde ortaya koyduğunu; Türkiye’nin de ABD tarafına “Bir dakika, frene basın. Nereye gidiyorsunuz? Hadi gidiyorsunuz, bizi niye sürüklüyorsunuz?” deme hakkı olduğunu dile getirdi.

“BU KRİZİN PATLAYACAĞI YER IRAK”

Davutoğlu, krizin en kritik kırılma alanlarından birinin Irak olacağını söyledi. Son iki aydır Irak’taki gelişmeleri yakından izlediğini, bazı Iraklı liderlerle de görüştüğünü belirten Davutoğlu, ülkede seçim sonrasında kalıcı ve hesap verebilir bir siyasi düzen kurulamadığını, cumhurbaşkanı ve başbakanlık makamlarında geçici yapıların sürdüğünü savundu.

Buna karşılık ABD’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi üzerinde baskı kurduğunu, İran içinde bir tampon bölge oluşturma arayışıyla bazı unsurları devreye sokmak istediğini öne süren Davutoğlu, Irak’taki Şii milis varlığına da dikkat çekti. Yarın Irak’ta yeniden Sünni-Şii çatışması başlaması, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir güvenlik krizine yol açması ve Suriye’de daha önce görülen kontrolsüz silahlı hareketliliklerin benzerlerinin ortaya çıkması ihtimaline işaret etti.

Bu nedenle Türkiye’nin Iraklı aktörlerle daha güçlü temas kurması, hükümetin bir an önce kurulması için katkı vermesi ve Irak başlığı için ayrıca stratejik planlama yapması gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE, İRAN İLE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA ARABULUCULUK YAPMALI”

Körfez’de belirleyici ülkenin Suudi Arabistan olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye’nin Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimi azaltacak aktif bir diplomasi yürütmesi gerektiğini söyledi. 2007’de tansiyonun yükseldiği dönemde İran ile Suudi Arabistan arasında yürütülen temaslarda Türk diplomasisinin rol oynadığını hatırlatan Davutoğlu, bugün de benzer bir arabuluculuğun hayati önem taşıdığını savundu.

Davutoğlu, bu gerilimin olduğu yerde kalmayacağını, Sünni-Şii çatışması riskini büyüteceğini ifade etti. Katar’ın Türkiye için stratejik ortak olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Katar’ı bu ateşin dışında tutacak her türlü tedbirin alınması gerektiğini, Türk üssünün de bu çerçevede kritik önem taşıdığını söyledi. Diğer Körfez ülkelerinin de dışlanmaması gerektiğini belirtti.

“EN KÖTÜ SENARYO İRAN’DA İÇ SAVAŞ”

Davutoğlu, İran’da rejim değişikliğinin kolay olmadığını, böyle bir dış saldırının hedef alınan ülke toplumunda doğal olarak kenetlenme etkisi yaratacağını söyledi. İran’da Devrim Muhafızları üzerinden toplumun kılcal damarlarına kadar uzanan güçlü bir yapılanma bulunduğunu vurgulayan Davutoğlu, kara harekâtı ya da farklı silahlı grupların devreye sokulmasının en kötü senaryo olarak İran’ı bir iç savaşa sürükleyebileceğini ifade etti.

Bu ihtimalin Suriye benzeri, kısa süreli ve sınırlı bir tablo yaratmayacağını; ne kadar süreceği öngörülemeyen, Pakistan’dan Afganistan’a kadar tüm çevreyi sarsabilecek, Türkiye’yi de içine çekebilecek geniş çaplı bir kaos doğurabileceğini söyledi.

Davutoğlu, bu nedenle Türkiye’nin savaşın dışında kalması gerektiğini, ancak savaşın Türkiye’yi dışarıdan etkilemeyecek bir gelişme gibi görülemeyeceğini vurguladı.

İÇ POLİTİKA MESAJI: “TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ HIZLA SONUÇLANDIRILMALI”

Basın toplantısında iç politikaya da değinen Davutoğlu, “Terörsüz Türkiye” sürecine neden destek verdiklerini de anlattı. Kuzey Irak ve Irak’a yaptığı ziyaretler sonrasında gördüğü tabloyu hem Devlet Bahçeli’ye hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektupla aktardığını söyleyen Davutoğlu, büyük bir savaşın yaklaşmakta olduğunu hissettiğini ve bu nedenle Türkiye’nin iç meselelerini hızla çözmesi gerektiğini savundu.

Muhalefetin normal şartlarda iktidarın projesine destek vermek zorunda olmadığını belirten Davutoğlu, buna rağmen bu sürece stratejik bir değerlendirmeyle destek verdiklerini söyledi. Ancak aradan geçen zamanda sürecin önemli bölümünün komisyon tartışmalarıyla geçtiğini savunarak, artık gecikmeden sonuç alınması gerektiğini ifade etti.

Davutoğlu, sürecin içinde olan tüm taraflara seslenerek, Kuzey Irak’taki Kürt aktörlerin ve diğer muhatapların “yeni bir tablo var, silahlarınızı bırakmayın, İran’da bir Kürdistan kurulabilir” türü provokatif senaryolara kapılmaması gerektiğini söyledi. Benzer girişimlerin geçmişte Suriye gelişmeleri sırasında da yapıldığını hatırlatan Davutoğlu, bu oyuna gelinmemesi çağrısında bulundu.

Süreci yürütenlere de “Ne yapacaksanız bir an önce yapın” diye seslenen Davutoğlu, Meclis Başkanı’yla saldırılardan bir gün önce uçakta birlikte olduklarını ve o görüşmede de Ramazan sonrasını beklememeleri gerektiğini söylediğini aktardı.

“İÇ TAHKİMAT KUTUPLAŞMAYLA DEĞİL, İSTİŞAREYLE OLUR”

Davutoğlu, Türkiye’nin böylesi bir savaş ihtimali karşısında yalnızca dış politikada değil, içeride de güçlü bir koordinasyon ve istişare mekanizması kurması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı’nın, muhalefet dahil toplumun tüm kesimleriyle istişare edecek bir yapı kurmasının önemine dikkat çeken Davutoğlu, Dışişleri merkezli ama devletin tüm güvenlik kurumlarının yer aldığı bir eşgüdümün zorunlu olduğunu savundu.

“İç tahkimat” vurgusu yapan Davutoğlu, bunun kutuplaşmayla değil, içerideki yaraları kapatmakla mümkün olacağını söyledi. Kimsenin ötekileştirilmemesi, toplumsal gerilimin büyütülmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, savaş riski kapıdayken içeride ortak aklın güçlendirilmesinin stratejik bir gereklilik olduğunu ifade etti.

EKONOMİ UYARISI: “TÜRKİYE UZUN SÜRECEK SAVAŞA HAZIR DEĞİL”

Davutoğlu, konuşmasının son bölümünde ekonomik risklere dikkat çekti. Türkiye’nin şu anda ani bir mali kırılganlık içinde olmayabileceğini, ancak uzun sürecek bir savaşa ekonomik olarak hazır olmadığını savunan Davutoğlu, gıda stoku, tarım üretimi, enflasyon ve enerji maliyetleri başlıklarında ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.

Petrol fiyatlarının savaş uzadıkça 100 doları görebileceğini ifade eden Davutoğlu, mazot fiyatlarındaki artışın vatandaşa doğrudan yansıtılmaması gerektiğini savundu. Bunun için ÖTV’den fedakârlık yapılmasını öneren Davutoğlu, ortaya çıkacak gelir kaybının ise lüks harcamaların, israfın ve zorunlu olmayan yatırımların kısılmasıyla telafi edilmesi gerektiğini söyledi. Savunma sanayi dışındaki gereksiz harcamaların durdurulması gerektiğini belirtti.

Enerji tarafında Katar’daki LNG üretimindeki gelişmelerin ve Rusya’nın pozisyonunun da dikkatle izlenmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, Türkiye’nin hem ekonomik hem askeri envanter açısından hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.

“HÜKÜMET MİLLİ STRATEJİK EYLEM PLANI ORTAYA KOYMALI”

Davutoğlu, İran’ın şu anda direnme kapasitesini sağlayan unsurlardan birinin kısa ve orta menzilli füze stokları olduğunu belirterek, Türkiye’nin de askeri stok ve hazırlık açısından neyle karşı karşıya kalabileceğini hesaba katması gerektiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda Davutoğlu, hükümetin askeri, siyasi, diplomatik ve ekonomik boyutları kapsayan, muhtemel bir kapsamlı savaşa karşı “milli stratejik eylem planı” ortaya koyması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin savaşın tarafı haline gelmemesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, buna karşın savaşın etkilerinden korunmak için çok daha hazırlıklı, aktif ve çok yönlü bir strateji izlenmesi çağrısını yineledi.

 


YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu habere daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
GAZETE MANŞETLERİ
KARİKATÜR KÖŞESİ
ANKETLER
Aydın Büyükşehir Belediyesinin Çalışmalarından Memnun musunuz?
Bu ankete toplam 24 kişi katıldı.