Küresel finans sisteminde "güvenli liman" arayışı, yerini fiziksel varlık biriktirme yarışına bıraktı. Bloomberg ve Reuters verilerine dayanan son raporlar, 2020-2025 döneminde merkez bankalarının altın rezervlerini benzeri görülmemiş bir hızla tahkim ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle Doğu Bloğu ve gelişmekte olan piyasalar, Batı merkezli finansal yaptırım risklerine karşı altını "stratejik bir zırh" olarak konumlandırıyor.
ÇİN ZİRVEDE, TÜRKİYE KÜRSÜDE
Cumhuriyet'in haberine göre, son beş yıllık periyotta küresel piyasalardan net 2 bin tona yakın altın çekildi. Bu devasa alım dalgasında başı çeken ülkeler ve stratejileri şöyle şekillendi:
Çin’in Egemenlik Hamlesi: Listenin ilk sırasında 357 tonluk net alımla Çin yer alıyor. Pekin yönetimi, rezervlerini çeşitlendirerek ABD dolarına olan bağımlılığını asgari düzeye indirmeyi hedefliyor.
Polonya’nın Sürpriz Atılımı: Avrupa’nın yükselen gücü Polonya, 314,6 tonluk alımla listenin ikinci sırasına yerleşerek kıta genelinde en agresif altın politikasını izleyen ülke oldu.
Türkiye’den Enflasyon Kalkanı: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), döviz kuru oynaklığı ve küresel enflasyon baskısına karşı altın rezervlerini 251,8 ton artırdı. Türkiye bu rakamla, Hindistan’ı geride bırakarak dünya üçüncüsü oldu.
LİKİDİTE İHTİYACI SATIŞ GETİRDİ: HANGİ ÜLKELER ALTIN ÇIKARDI?
Küresel trend alım yönünde olsa da, bazı ülkeler ekonomik darboğazlar ve nakit ihtiyacı nedeniyle rezervlerinden feragat etti.
En Büyük Satıcı Filipinler: 65 tonu aşan satışıyla listenin başında yer alan Filipinler’i, ekonomik baskılar altındaki Kazakistan (52,4 ton) ve Sri Lanka (19,1 ton) izledi.
Avrupa Temkinli: Almanya ve Finlandiya sınırlı miktarda satış yaparak portföy dengelemesine giderken, İsviçre rezervlerini neredeyse sabit tutarak "bekle-gör" politikasını sürdürdü.




















