Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 30 bininci kilometre bölünmüş yol hizmete alma töreninde yaptığı konuşmada, ulaştırma yatırımlarından yargı tartışmalarına kadar birçok başlığa değindi. Türkiye’nin dört bir yanında hayata geçirilen yol projeleriyle yalnızca altyapının değil, hayat kalitesinin de yükseldiğini belirten Erdoğan, trafik kazalarının ciddi ölçüde azaltıldığını ifade etti.
Konuşmasında muhalefeti de eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefetin eser ve hizmet üretmekten uzak olduğunu savundu. Belediyeler üzerinden yolsuzluk yapıldığını öne süren Erdoğan, ortaya çıkan iddiaların ardından yargı mensuplarına yönelik baskı kurulmaya çalışıldığını söyledi.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
"TÜRKİYE'Yİ BÖLGESİNİN EN AVANTAJLI ÜLKELERİNDEN BİRİ HALİNE GETİRDİK"
Geçilmez denilen tepeleri geçerek, aşılmaz denilen dağları, vadileri aşarak milletimizin yolunu açtık. 86 milyonla sırt sırta vererek kelimenin tam manasıyla bir yol destanı yazdık. Milletimiz bize destek oldu. Bizi en zor zamanlarımızda yalnız bırakmadı. Biz de milletimize şükran borcumuzu işte böyle ödedik ve ödüyoruz. Bize inanan, bize güvenen, istikbalini bizlere teslim eden milletimize bugün bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu aziz milletimize mahcup etmeyen Cenabı Allah'a hamdediyorum. Rabbim ömür verdikçe durmak yok, yola devam diyorum. Değerli kardeşlerim, aziz vatandaşlarım şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Bakın bütün bu yolları yaparak sadece ülkemizi kalkındırmakla kalmadık. Aynı zamanda ulaşımda vakit ve yakıt israfını önledik.
"DAHA ÜLKEMİZE KAZANDIRACAK ÇOK ESERİMİZ VAR"
Araç yıpranmalarını en aza indirdik. Çevre kirliliğini azalttık. Turizmden tarıma kadar hayatın her alanında ilave katma değer üretilmesini sağladık. Şehirler arası seyahat artık insanlarımız için eziyet olmaktan çıktı, adeta keyfe dönüştü. Bölünmüş yollar bizi bölecek diyen tetikçilere en güzel cevabı insanımızı buluşturarak hasret çeken gönülleri kucaklaştırarak biz verdik. Tüm bunlarla birlikte ülkemizin doğu batı ve kuzey güney yönlü ulaşım hatlarındaki merkezi rolünü daha da güçlendirdik. Otobanlarla, yüksek hızlı trenlerle, havalimanlarıyla, Marmaray, Avrasya tüneli ve Yavuz Selim Köprüsü ile Körfez geçişi 1915 Çanakkale Köprüsü ve daha nice devasa yatırımla Türkiye'yi bölgesinin en avantajlı ülkelerinden biri haline getirdik. Bunlar elbette mühim kazanımlardı. Fakat bizim için asıl önemlisi vatandaşlarımızın canlarına mal olan nice ocağın sönmesine sebep olan trafik kazalarının azaltılmasıdır. Yol kusurundan kaynaklanan kaza oranını neredeyse sıfıra indirdik. İşte bunun değeri maliyeti, kazancı parayla ölçülemez. Önüne geçilen her kaza, kurtarılan her hayat bizim için dünyalara bedeldir. Milletimizin şöyle yüreğinden koparak ettiği Allah razı olsun duası her türlü makamın rütbenin katbekat üstündedir.
Hamdolsun, gelecek nesillere yol kusurundan kaynaklı trafik kazalarının asgari düzeye indiği güvenli bir Türkiye inşa etmenin sevinci içindeyiz. Değerli kardeşlerim hizmet sevdalısı bir kadro olarak tabii ki bunları yeterli görmüyoruz. Daha önümüzde gidecek çok yolumuz var. Daha ülkemize kazandıracak çok eserimiz var. Daha gerçekleştirmeyi istediğimiz nice hayallerimiz ve hedeflerimiz var. İnşallah sabırla sevda ile samimiyetle çalışarak bu hedeflerimize de vasıl olacağız. Şunu burada altını çizerek ifade etmek durumundayım. 23 sene önce 6.101 km ile başladığımızda bizi hayal kurmakla itham edenler olmuştu. Sadece 8 yılda biz bu rakamı 15.000 km'ye çıkardık. Bugün 30.000 km'yi aşmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah yarın milletimize yeni müjdeler verebileceğimiz günler gelecek.
"UTANMADAN ONU BUNU TEHDİT EDİYORLAR"
Allah'ın izniyle bu tekerlek tümsekte kalmayacak, yolda kalmayacak. Türkiye'yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz. Bizimle ana muhalefet arasındaki en temel fark işte budur. Onlar iş yapmaktan eser üretmekten acizler. Onlar millete ufuk çizmekten, vizyon kazandırmaktan acizler. Onlar taş üstüne taş koymaktan acizler. Para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet çarpları dışında işte bizim eserimiz diyebilecekleri hiçbir icraatları yok. İşte sizler de görüyorsunuz. Belediyeler üzerinden bir deli dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyeye işe düşenin adeta iliğini kurutmuşlar. Yola, köprüye, kavşağa, metroya otobüse harcanması gereken kaynakları iç edip orada burada keyif sürmüşler. Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyorlar, yargı mensuplarına belediye başkanlarımıza hakaret ediyorlar.
Kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar. Kimse kusura bakmasın. Cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine, mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına, hakkın er veya geç yerini bulmasına engel olamazsınız. Konu artık yargıya intikal etmiş, suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı inanıyoruz ki deliller dışında en isabetli kararı verecektir. Her gün çok çirkin ifadelerle son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin, korkanların, çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir.
"VARSIN ONLAR TEHDİTLER SAVURMAYA DEVAM ETSİN"
Çiğ süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız bu telaş hali niye? Hukuku çiğnemediyseniz adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz arınmak sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin. Kimin ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını benim milletim çok çok iyi görüyor. Biz de bunların oyunlarını biliyor, giderek daha fazla paniğe kapılmalarının sebebini az çok tahmin edebiliyoruz. Varsın onlar tehditler savurmaya devam etsin.
Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz işte bugün burada olduğu gibi eserlerimizle konuşmayı sürdüreceğiz. Siyasette nefretin, öfkenin, gerilimin diline asla teslim olmayacağız. İşimize bakacağız, Türkiye yüzyılı hedefimize ulaşmaya bakacağız.



















