CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Tayfun Kahraman’ı ziyaretinin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’de basın açıklaması yaptı. MS hastası olan Tayfun Kahraman’ın cezaevinde kötüleşen sağlık durumuna rağmen tahliye edilmemesini ve Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmamasını sert sözlerle eleştiren Özel, hukuka uyulmamasının Anayasa’yı fiilen yok saymak anlamına geldiğini ifade etti.
Özel, Kahraman’ın sağlık durumuna dair şu ifadeleri kullandı:
“Bildiğiniz gibi Tayfun Kahraman MS hastası ve sağlığıyla ilgili kaygı verici gelişmeler yaşanıyor. Zaten AYM’ye hem sağlıkla ilgili bilgiler de verilerek hem de yargılama sürecindeki hukuksuzluklar dile getirilerek başvuru yapılmış, başvuru esastan görüşülmüş, AYM kendisinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve hem yeniden yargılama hem de tutukluluk halinin değerlendirilmesi açısından 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. 13. Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye hukuk tarihinde bir ilke imza atarak ‘Ben AYM kararına uymuyorum’ dedi. Olmuş bitmiş bir yargılamadan sonra esastan verilmiş karara uymaması tam bir anayasa ihlaliydi.”
Kahraman’ın cezaevi koşullarında kötüye giden sağlık durumuna da dikkat çeken Özel, “MS hastası olarak kritik bir noktadaydı, bu karardan sonra çok daha kötü bir noktaya gitti. Şaşılacak bir şey yok, zaten MS hastalarının özenli beslenmesi lazım, 4 yıldır cezaevi yemeği yiyor. Kötüye gidiyordu ama MS hastasının stresten uzak olması lazım. İçeride yatmaya devam edeceksin denildiğinde de MS atağı gelişti” dedi.
"ADLİ TIPLIK DEĞİLİZ, BİZ SENLİYİZ"
Cerrahpaşa’da hastane yönetimi ve hekimlerle görüştüğünü belirten Özel, Kahraman’ın kaldığı fiziksel ortamı da anlattı:
“15 metrekarelik bir odanın içinde dört tane jandarma eriyle birlikte durmak zorunda kalıyor. Burada bir adli koğuş yok. Adalet Bakanı açıklama yapmış, sayın Adalet Bakanı’na şunu söylemek isteriz; Adli tıplık değiliz, biz senliyiz. Senin Adalet Bakanı olduğun ülkede AYM esastan bir mahkeme kararının adil yargılama hakkının ihlal edildiğini söylüyor ve yeniden yargıla diyor. Ayrıca sağlık durumuyla ilgili önemli şeyler söylüyor, buna uymayan birinci kademe mahkemesi var.”
Özel, Anayasa Mahkemesi’ne yeni bir başvuru yapılacağını da belirterek şunları söyledi:
“Yarın bir başvuru daha yapılacak. Bundan önce de yapıldı. Önceki başvuru kararına uymadılar. Bu durumlarda Anayasa Mahkemesi, biliyorsunuz oy birliği ile kararların uygulanmasına hükmediyor ve ikinci karar uygulandı daha öncelerde. Ayrıca Anayasa Mahkemesi sağlık durumu ile ilgili tedbir kararını da şimdilik diye değerlendirilmişti. Cerrahpaşa Hastanesi’nin çok ciddi bir raporu var. O raporla birlikte başvurulacak. Ümidimiz, Anayasa Mahkemesi’nin hem sağlık durumunu gözeterek tedbiri vermesi, bununla birlikte eşzamanlı, hatta mümkünse ikinci ihlal kararını verip ‘Hadi bunu uygulamamazlık yapamazsın’ demesi ve HSK Başkanı Adalet Bakanımızın da artık 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Aklınızı başınıza toplayın’ demesi lazım.”
"GÖZ GÖRE GÖRE FELÇ ETMESİNLER ARTIK ARKADAŞIMIZI"
Özel, Kahraman’ın ciddi bir hareket kısıtlılığı yaşadığını belirtti:
“Sol ayağında bayağı bir kuvvet kaybolduğunu ben de gözlemledim. Tabii hocaları varken, ailesi varken ben sağlık durumuyla ilgili çok fazla bir şey söylemem. Sınırı aşan bir şey söylemek istemem. Burada bir sürü MS hastası var. Onların moralini bozmak istemem. Ama bu kadar strese, bu kadar güneş ışığından mahrumiyete, hareketsizliğe, bilmem neye, olacağı buydu. Yani göz göre göre felç etmesinler artık arkadaşımızı.”
Adalet Bakanı’nın Adli Tıp süreciyle ilgili açıklamasına tepki gösteren Özel, sürecin daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlandığını hatırlattı:
“Şimdi şöyle. Sayın Adalet Bakanı’nın söylediği yol şu an önümüzdeki yola göre böyle kulağı tersten gösterme yolu. Şimdi Anayasa Mahkemesi bu kişiyi bırakın demiş. Bıraksalar zaten eşi yanında kalacak. Şu anda refakatçi de kalamıyor. Eşiyle birlikte tedavisi yapılacak. Zaten morali yükselecek. Anayasa Mahkemesi ikinci kararını vermek üzere. Şimdi biz buradan adli tıpa falan başvurulsun, öyle bir şey istiyorlarsa o da yapılır. Ama iş oralık değil yani. Bu işin daha kısa, kestirme ve kesin bir yolu var. Onun uygulanmamasına laf etmesi lazım bize yol göstereceğine. Ben diyorum ki girmem gereken kapıdan giremiyorum. Adalet Bakanı kapıda bana mani olana ‘Ya niye sokmuyorsun?’ diyeceğine ‘Yangın merdiveninden çıksan mı acaba?’ diyor.”
Adalet Bakanı’nın kişisel iyi niyetine inandığını ama yapısal kötülüklerin önlenemediğini söyleyen Özel, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutumunun sistemsel bir bozulmaya yol açtığını ifade etti:
“Yani bu 13. Ağır Ceza Mahkemesi Anayasa’nın bir sayfasını yırttı. ‘Bence bu yok’ diyor. Yarın ben de senin olduğun sayfayı yırtarsam ne olacak? Tamamen düzen ortadan mı kalkacak? Cumhurbaşkanı’nın yetkileri de başka bir sayfada yazıyor. Adalet Bakanı’nın yetkileri başka bir sayfada yazıyor. Artık bazı işlerde, bakın yüzlerce arkadaşımız içeride. Mücadelemizi sürdürüyoruz ama bazı noktalarda sırf karşı taraftan diye bu kadar ağır hak ihlalleri yaparsanız, zaten tarihin kötü bir tarafına savruldunuz, ama çok kötü bir yerine daha savruluyorsunuz. Anayasa’yı ihlal suçuna sessiz kalınamaz yani. Olacak iş değil. Bir an önce bu işin burada çözülmesi lazım.”
"16 BELEDİYE BAŞKANI İÇERİDE. ZULÜM GÖRÜYORUZ"
Özel, Devlet Bahçeli’nin iç cepheyi tahkim çağrısına da cevap verdi:
“Bir iç cephe, şu anda oyları yüzde 40 olmuş bir ana muhalefet partisi olmaksızın ya da ona vurarak, ona saldırarak, onun cumhurbaşkanı adayı içeri atılarak, onun belediye başkanları… Düşünün, dünyada bir turisti çevirin ve Türkiye’de hangi şehri biliyorsun deyin. İstanbul demezse Antalya der, Antalya demezse İstanbul der. İkisinin de belediye başkanı içeride. Türkiye’de en popüler belediye başkanlarından biri kim derseniz Zeydan Karalar içeride. 16 belediye başkanı içeride. Zulüm görüyoruz.”
Tayfun Kahraman’ın Gezi sürecindeki pozisyonuna da değinen Özel, Kahraman’ın barışçıl çözüm çağrısı nedeniyle saldırıya uğradığını ama buna rağmen şimdi cezaevinde tutulduğunu söyledi:
“Gezi olayında Tayfun Kahraman Sayın Erdoğan’la görüşen ekibin başıydı. Sayın Başbakanımız dedi ki ‘Ağaçlar kesilmeyecek, yargının kararı beklenecek, karar aleyhimize de olsa dağılmayı gezi sakinlerinin takdirine bırakıyorum.’ O açıklamadan sonra Tayfun ‘Dağılalım’ dediği için saldırıya uğradı. Tayfun’un sözü dinlenmedi diye şimdi Tayfun içeride yatıyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da şu kadarcık vicdan kaldıysa o görüntülere bakar. Artık bu Gezi'den içeride tuttuğu bütün arkadaşlar bir dakika daha içeride tutulmaz.”
Tayfun Kahraman’ın küçük kızı Vera’nın yaşadığı bir anekdotu da paylaşan Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Avukat Hüseyin Bey, Aykut Erdoğdu’yla görüşürken Vera’yı görüyor. Vera babasıyla görüşten çıkmış. Hüseyin Bey gidiyor, hatırını soruyor. Vera da diyor ki ‘Sen kimsin?’ ‘Ben avukatım.’ ‘Ne yapıyorsun?’ ‘Burada çalışıyorum.’ ‘Hep burada mısın?’ ‘Yok, işim bitince gidiyorum.’ Vera: ‘Benim babam buradan çıkamıyor.’”
"ERDOĞAN İÇ CEPHEYİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORSA İÇERİDEKİ KİMSEYE DÜŞMAN HUKUKU UYGULAMAYACAK"
Özel, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Veraya bunları yapıp da iç cepheyi güçlendiremezsiniz. İç cephe güçlenecekse hep birlikte birbirimize saygılı, hukuka saygılı bir şekilde iddialar olabilir, tutuksuz yargılamayla, televizyonlardan yayın istiyoruz. Ama iç cephenin güçlendirilmesinin yolu muhalefete düşman hukuku uygulamak değildir. Bugün ana muhalefet partisinin liderine trollerin bile yayınlamaya utanacağı yalan yanlış, montajlı, çirkin bir videoyu oynatarak ana muhalefet liderine saldırarak iç cepheyi güçlendiremezsiniz.
O yüzden Sayın Bahçeli’nin ifadesi doğrudur. Ortaya konulan hat doğru bir hattır. Hepimiz aynı şeyi söylüyoruz. Düzeni bozan Erdoğan’dır. Bundan sonraki süreçte Erdoğan iç cepheyi güçlendirmek istiyorsa içerideki kimseye düşman hukuku uygulamayacak. Ondan sonrasına hep birlikte bakacağız. Benim Erdoğan’la normalleşme gibi bir derdim yok. Benim bu ülkenin normalleşmesi gibi bir derdim var. Benim bu ülkedeki insanların insanca yaşaması, hayatlarını insanca sürdürmeleri, bundan sonra da emeklisinden asgari ücretlisine, çiftçisinden memuruna ve esnafına kadar herkesin insanca yaşaması gibi bir derdim var. Yoksa zaten Erdoğan bu yaptıklarıyla bizi de insanlıktan çıkardı, kendi de insanlıktan çıktı.”




















