İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisinin 2026 yılına dair makroekonomik yol haritasını değerlendirerek enflasyon, büyüme, istihdam ve rezervlere ilişkin öngörülerini paylaştı. CNBC-e'ye açıklamalarda bulunan Eğilmez, Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri ile piyasa gerçekleri arasındaki farka dikkat çekerek, özellikle reel sektörün enflasyon beklentisinin fiyatlama davranışları üzerindeki kritik rolünü vurguladı.
Dr. Eğilmez’in analizleri, 2024 yılının yüzde 44 seviyesindeki enflasyonla tamamlanmasının ardından, önümüzdeki iki yıllık süreçte ekonominin nasıl bir dengeye oturacağına dair ayrıntılı veriler içeriyor.

Mahfi Eğilmez
ENFLASYONDA HEDEF VE GERÇEKLİK FARKI
2026 yılı sonu için enflasyon tahminlerini sıralayan Dr. Mahfi Eğilmez, uluslararası kuruluşların ve hükümetin hedeflerini kendi beklentileriyle kıyasladı. OVP’nin yüzde 16, OECD’nin yüzde 20,8 ve IMF’nin yüzde 21 seviyesindeki öngörülerine karşın Eğilmez, 2026 sonunda enflasyonun yüzde 24-25 bandında gerçekleşmesini beklediğini ifade etti.
Eğilmez, enflasyonla mücadelede en büyük engelin reel sektör beklentileri olduğunu belirterek şu analizi yaptı:
"Reel sektörün enflasyon beklentisi yüzde 35 civarında seyrediyor. İş dünyası fiyat ayarlamalarını ve yatırım kararlarını bu beklentiye göre şekillendiriyor. Bu algı kırılmadığı sürece yüzde 16’lık resmi hedefe ulaşmak oldukça zor görünüyor."
BÜYÜME VE İŞSİZLİKTE İKİLİ GÖRÜNÜM
Türkiye’nin potansiyel büyüme hızının yüzde 5 civarında olduğunu hatırlatan Dr. Eğilmez, büyüme rakamlarında bir yavaşlama yaşandığını kaydetti. 2025 yılının yüzde 3,7 büyüme ile tamamlanacağını öngören iktisatçı, 2026 yılı için de kurumların tahminlerine (OVP: %3,8, IMF: %3,7, OECD: %3,4) paralel olarak yüzde 3,7’lik bir büyüme beklentisi içinde olduğunu açıkladı.
İstihdam piyasasına dair çarpıcı veriler paylaşan Eğilmez, manşet işsizlik oranının yüzde 8,5 ile doğal seviyelerinde olduğunu ancak geniş tanımlı (atıl işgücü) işsizlik oranının yüzde 29,6 gibi çok yüksek bir seviyede bulunduğunu ifade ederek, bu tabloyu "ciddi bir başarısızlık" olarak nitelendirdi.
KAMU MALİYESİ VE DEPREM ETKİSİ
Bütçe dengesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Eğilmez, deprem felaketinin kamu maliyesine yüklediği 100-110 milyar dolarlık maliyetin son iki yıldaki bütçe açıklarının temel nedeni olduğunu belirtti. Bu maliyetin büyük oranda bütçeden karşılandığını söyleyen Eğilmez, bütçe açığının GSYH’ye oranının 2025’te yüzde 3, 2026’da ise yüzde 3’ün altına gerileyebileceğini öngördü.
REZERVLER VE KÜRESEL RİSK FAKTÖRLERİ
Dış ticaret dengesinde ithalat artış hızının yavaşladığını, ihracat ve turizm gelirlerinin ise istikrarını koruduğunu ifade eden Eğilmez, rezervler konusunda iyimser bir tablo çizdi:
-
Yıl Sonu Rezerv Beklentisi: 195 milyar dolar.
-
Merkez Bankası Payı: 70 milyar dolar.
"Rezerv rezervdir" diyerek geçmişteki eksi net rezerv tablosundan uzaklaşılmasının olumlu olduğunu belirten Dr. Eğilmez, Türkiye’nin sıcak para çekebilecek konuma geldiğini ekledi. Küresel riskler tarafında ise en büyük belirsizliğin ABD’den kaynaklandığını, özellikle Donald Trump’ın başkanlık dönemindeki olası ekonomik adımlarının dünya ekonomisi için risk teşkil ettiğini savundu.
GELİR DAĞILIMINDA DURUM
Son olarak 2024 yılı gelir dağılımı verilerine değinen Eğilmez, en düşük gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin payının yüzde 6,3’ten yüzde 6,4’e çıktığını ve eşitsizliği ölçen Gini katsayısının 0,41 seviyesinde sabitlendiğini aktardı.




















