CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri kapsamında Sakarya Demokrasi Meydanı’nda yurttaşlarla bir araya geldi. Manisa’daki Mesir Festivali’nin ardından Sakarya’ya geldiğini belirten Özel, konuşmasında hem kentteki yerel sorunlara hem de Türkiye’nin ekonomi, tarım, sağlık, barınma ve adalet başlıklarındaki gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özel, CHP’nin uzun yıllardır Sakarya’da belediye yönetimini kazanamadığını hatırlatarak, buna rağmen Sakarya’ya hiçbir zaman sırt çevirmediklerini söyledi. Kentin tercihlerine saygı duyduklarını belirten Özel, artık Türkiye’de “kale siyaseti” döneminin geride kaldığını ifade etti.
“SAKARYA ARTIK MİLLETİN KALESİDİR”
Özgür Özel, Sakarya’da 1989’dan bu yana belediyeyi kazanamadıklarını ancak bunun kente yönelik bakışlarını değiştirmediğini vurguladı. “Sakarya’ya küsmedik, kusuru Sakarya’da bilmedik, Sakarya’ya sırtımızı dönmedik” diyen Özel, CHP’nin kentte iki milletvekiline ulaştığını ve bu desteği daha da büyüteceklerini söyledi.
Özel, konuşmasında iktidarın artık yorulduğunu savunarak, Sakarya’nın mevcut ekonomik koşullar altında iktidarın kalesi olarak görülemeyeceğini dile getirdi. Emeklilerin ve çalışanların düşük ücretlere mahkum edildiğini belirten Özel, siyasetin halkın içinde yapılması gerektiğini söyledi.
CHP lideri, “Sakarya, yorulmuş bir iktidarın, yandaş kayıran, vatandaşı unutan bir iktidarın kalesi olamaz. Kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir” ifadelerini kullandı.
“İÇE SİNEN BİR KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPMADILAR”
Konuşmasının önemli bir bölümünü Sakarya’nın deprem gerçeğine ayıran Özel, 1999 depreminin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen kentte hâlâ depremin izlerinin silinmediğini söyledi. Sakarya’da kentsel dönüşüm beklentisinin yıllardır karşılanmadığını belirten Özel, iktidarın bu konuda verdiği sözleri tutmadığını savundu.
Öğrencilerin riskli okullarda ve kalabalık sınıflarda eğitim gördüğünü dile getiren Özel, Sakarya gibi deprem yaşamış bir kente özel bir yaklaşım gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Kentten toplanan vergiler ile yapılan yatırımlar arasında büyük fark olduğunu söyleyen Özel, Sakarya’nın geçen yıl 70 milyar lira vergi verdiğini, buna karşılık yatırım bütçesinden 12 milyar lira aldığını belirtti. Özel, “Ben beklerim ki Sakarya bir vergi versin, üç hizmet alsın. Sakarya yedi vermiş, bir almış” diyerek iktidarın kaynak dağılımını eleştirdi.
SAPANCA GÖLÜ VE SAĞLIK YATIRIMLARI ELEŞTİRİSİ
Özel, konuşmasında Sapanca Gölü’ne ilişkin çevre sorunlarına da dikkat çekti. İktidarın gölü korumak için gerekli adımları atmadığını savunan Özel, göle dolgu yapılmasına izin verildiğini ve kaçak iskelelerin önlenmediğini söyledi. Sapanca Gölü için Bağımsız Havza Yönetim Üst Kurulu kurulması gerektiğini belirten Özel, gölün mutlaka kurtarılması gerektiğini ifade etti.
Sakarya’daki sağlık hizmetlerini de eleştiren Özel, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım, kardiyoloji ve yan branşlarda yetersizlik bulunduğunu söyledi. Kentte 500 kişiye bir hekim düştüğünü belirten Özel, dokuz yıldır tamamlanamayan şehir hastanesi üzerinden de iktidara tepki gösterdi.
“TOKİ ZENGİNE VİLLA DEĞİL, ÖĞRENCİYE YURT, MEMURA LOJMAN YAPACAK”
Sakarya’da barınma krizinin derinleştiğini ifade eden Özel, son dört yılda kiraların yüzde 970, konut fiyatlarının ise yüzde 700 arttığını söyledi. Kentte ortalama kiranın 25 bin liraya dayandığını belirten Özel, bu durumun öğretmen, doktor ve kamu görevlilerinin Sakarya’ya gelmesini zorlaştırdığını kaydetti.
AK Parti iktidarının ilk yıllarında lojmanları satışa çıkardığını hatırlatan Özel, bunun bugün doktor ve hemşire eksikliği olarak geri döndüğünü söyledi. CHP iktidarında TOKİ’nin önceliğinin değişeceğini belirten Özel, “TOKİ öyle zenginlere villalar yapmakla, pahalı konutlar yapmakla değil; öğrenciye yurt yapmakla, devlet memuruna lojman yapmakla meşgul olacak. Bu barınma krizini kökünden çözeceğiz” dedi.
ET VE SÜT KURUMU İLE ŞEKER FABRİKASI VAADİ
Özgür Özel, Sakarya’nın tarım ve sanayi geçmişine de değindi. Türkiye’nin samanı dahi ithal eder hale geldiğini söyleyen Özel, çiftçinin, üreticinin ve hayvancılıkla uğraşanların yalnız bırakıldığını savundu.
Sakarya’da Et ve Süt Kurumu kombinasının kapatılmasını eleştiren Özel, çalışanların çevre illere gönderildiğini ve yerine yenisinin yapılacağı sözü verilmesine rağmen bunun gerçekleşmediğini söyledi. Sakarya’daki yüksek et fiyatlarının bu kararla bağlantılı görüldüğünü ifade etti.
Özel, Sakarya Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesine de tepki gösterdi. 2013 yılında fabrikanın özelleştirildiğini hatırlatan Özel, o dönemde CHP’nin bu karara karşı çıktığını söyledi. Şekerpancarı üretiminin 600 bin tondan 60 bin tona düştüğünü belirten Özel, özel şirketin üretimi durdurduğunu ve 500 işçinin işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.
“Devlet stratejik alanlardan asla geri çekilmemelidir” diyen Özel, gıda krizinin derinleştiği bir dünyada et kombinalarının kapatılamayacağını, şeker fabrikalarının özelleştirilemeyeceğini söyledi. Türk Telekom, tersaneler ve rafineriler gibi stratejik kurumların satılmasının Türkiye’yi güvencesiz hale getirdiğini savundu.
Özel, Sakarya’ya şu sözü verdi:
“Şeker fabrikası yeniden açılacak, Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak.”
“TARIM ALANLARI YÜZDE 12 AZALDI”
Özel, iktidarın Sakarya’nın bereketini kaçırdığını savunarak, son 20 yılda kentte tarım alanlarının yüzde 12 azaldığını belirtti. Sakarya’nın yalnızca bir tarım ürünüyle anılacak bir kent olmadığını, çok yönlü üretim potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Özel, buna rağmen üreticinin desteklenmediğini söyledi.
CHP lideri, bütçe tercihlerine de dikkat çekti. Yılın ilk üç ayında faize 876 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ise 60 milyar lira destek verildiğini belirten Özel, “Her 100 liranın 20 lirası faize gidiyor, 1,5 lirası çiftçiye gidiyor” dedi.
“ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ, KAÇA SATACAĞINI BİLECEK”
Özgür Özel, konuşmasının en dikkat çeken bölümünde CHP iktidarında tarımda planlı üretime geçileceğini ve çiftçiye alım garantisi verileceğini söyledi.
Mevcut iktidarın havaalanı, otoyol, köprü ve şehir hastanesi projelerinde şirketlere garanti verdiğini hatırlatan Özel, çiftçinin ve hayvancılıkla uğraşanların ise piyasanın insafına bırakıldığını savundu.
Özel, şöyle konuştu:
“İktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Havaalanı yapıyorlar uçuş garantisi var, otoban yaptırıyorlar araç garantisi var, köprü yaptırıyorlar geçiş garantisi var, hastane yapıyorlar hasta garantisi var. Ama çiftçiye, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. CHP iktidarında çiftçi ne ekeceğini, kaça satacağını bilecek. Çiftçide de süt üreticisinde de alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil, garantiyi size çiftçilere vereceğiz.”
“CHP İKTİDARA HAZIRDIR”
Konuşmasında sık sık ekonomik adaletsizliğe, vergi sistemindeki dengesizliğe ve sosyal hayattaki eşitsizliklere vurgu yapan Özel, CHP’nin iktidara hazır olduğunu söyledi. Türkiye’de üreticinin, emeklinin, emekçinin ve gençlerin sorunlarının büyüdüğünü belirten Özel, çözümün planlı ekonomi, sosyal devlet ve kamucu politikalar olduğunu ifade etti.
Sakarya meydanından hem çiftçilere hem de kentte yaşayan yurttaşlara seslenen Özel, mevcut düzenin değişeceğini savunarak, “Bu devran değişecek, bu düzen değişecek” dedi.
Özel, yaptığı konuşmada, "Buradan açık açık söylemek lazım. Meydanın derdi, kendi boyunu aşmış. Emekli şikayetçi. Açlık sınırı 33 bin TL, yoksulluk sınırı 107 bin TL, emekliye 20 bin TL, asgari ücretliye 28 bin TL, ortalama çiftçi geliri 19 bin TL. Bu iktidar durdukça kötüye gitmeye devam edeceğiz. Yılın ilk üç ayında yüzde 66 daha fazla vergi topladılar, yüzde 32 daha az yatırım yaptılar. Harcamalardan, maaşlardan daha fazla vergi alacağız, ama siz bizden daha az hizmet alacaksınız diyorlar. Dünyanın en adaletsiz vergi sistemi burada" dedi. Özel, şunları kaydetti:
"AK PARTİ'DEN BİR TEK ŞEY İSTİYORUZ, SEÇİM SANDIĞINI İSTİYORUZ"
"CHP gelecek, vergiyi tepetaklak edecek. Vergiyi tavandan alacağız, refahı tabana, size yayacağız. 20 bin TL emekli maaşıyla, 28 bin TL asgari ücretle geçim olur mu? 19 bin TL aylık kazanan çiftçinin evinde geçim olur mu? O zaman geçim yoksa seçim var. En kısa zamanda seçim sandığını istiyoruz. Sakarya Meydanı, istifa diye inliyor, istifa diye. Biz artık Tayyip Bey'den, AK Parti'den bir tek şey istiyoruz, seçim sandığını istiyoruz. CHP iktidarında, en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. CHP bugün iktidar olsa asgari ücret 39 bin TL, en düşük emekli maaşı 39 bin TL. Bundan sonra azla yetinmek, bir kredi kartından çekip öbürünü kapatmak, kasaba, manava, bakkala borçlu kalmak, kirayı ödeyememek yok. CHP iktidarında yoksullar için ucuz kiralık konut var. Herkesin gelirine göre vergi, herkesin gelirine göre kira var. CHP iktidara geldiğinde kiralık sosyal konut olacak. İspanya'da Pedro Sanchez ve dünyada siyasi akrabalarımız ne yaptıysa hepsi olacak. Yoksulun, emeklinin, emekçinin, halkın yüzü gülecek. Bir dönem kapanacak, bir dönem açılacak. Bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazır mısınız? Bir devri kapanıyor, yeni bir devir açılıyor. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi olduğu için kimseyi arkada bırakmamaya, kimseyi yalnız bırakmamaya kararlıyız.
"GETİR SANDIĞI SEN ETME ARTIK GÖLGE"
Sandık geliyor, birileri gidiyor, birileri geliyor. Bir şeyin gelişi bu meydandan belli, birilerinin gidişi sokağa çıkamamalarından belli. Anayasa ara seçim diyor, 7 seçim bölgesi. Bunların hepsinde son seçimde AK Parti önde. Getir sandığı, millet söylesin sözü, sen etme artık gölge. Sandıktan kaçıyorlar, sonuna kadar kovalayacağız, sonuna kadar. O sandık gelince, kimse geride kalmayacak, hiçbir çocuk okula boş beslenme çantasıyla ya da bir kuru ekmekle, bir parça peynirle bir yumurtayla gitmeyecek. Herkes okula dolu ve eşit bir beslenme çantasıyla gidecek. Eğer böyle bir eşitsizliğe sessiz kalırsak, engel olamazsak bize de Allah iktidarı nasip etmesin. Bu haksızlığı yapanları da Allah bir gün daha iktidarda tutmasın. Her mahalleye devlet kreşleri açacağız. Eğer bir kadın, bir sebeple evdeyse, çocuk bakmak yüzünden, hasta bakmak yüzünden, engelliye bakmak yüzünden ya da biz ona iş bulamadık diye... Evdeki bütün kadınlara sigorta yaptıracağız, emeklilik hakkı vereceğiz. Okullara 100 bin öğretmen, 75 bin sağlık görevlisi, 65 bin uzman çavuş görevlendirerek okullarımızı güvenli hale getireceğiz. Okulda sağlık sorunu, temizlik sorunu, hijyen sorunu, öğrenciler arasında eşitsizlik sorunu olmayacak.
"MELİH'İN VİLLALARINI KURTARIYOR"
Bu memlekette 20 bin TL emekli maaşı veriliyor, Erdoğan veto etmiyor, onaylıyor, basıyor mührü gitsin. 20 bin TL yeter diyor. 28 bin TL asgari ücreti onaylıyor. Fındık 360 TL'den 160 TL'ye düşmüş, buna itiraz etmiyor, müdahale etmiyor. Ankara Akyurt Mahallesi'nde Melih Gökçek ve arkadaşı zenginlerin hobi bahçesi gibi görünen villaları var, iş buraya gelince veto ediyor, Melih'in villalarını kurtarıyor, yazıklar olsun. Bunların hiçbirisi lüks değil, bunların hepsini söke söke alacağız. Bu ülkede kimse kimsenin rakibi değil, omuz omuza vereceğiz, bu iktidarı değiştireceğiz, halkın iktidarını kuracağız.
Ekonomide kriz var, demokraside kriz var, yargıda kriz var. Millet bu kara düzenden illallah demiş, yaka silkmiş durumda. Ama AK Parti bunu duymak yerine milletin kararına savaş açmış durumda. İstanbul'u 30 sene yönettiler. Şimdi öyle bir halde ki seçilmiş belediye başkanının bir iftar sofrasında diplomasını iptal eden o, ertesi sabah şafak baskınları yaptıran o. Dört gün emniyette tutan, sonra tutuklayan o. 403 gün oldu bugün, rakibini hem de cezası kesinleşmeden, asla suçlu denilebilecek bir durumda değilken, suçluymuş gibi cezaevinde tutan o. TRT'ye AA'ya yalan yanlış bilgiler yazdıran, partimize, belediye başkanlarımıza iftira attıran, yargı savaşı başlatılan o. Terörist dediler yalan çıktı, yolsuz dediler bütün iddiaları boş çıktı, ajan dediler, milletin gülmekten canı çıktı. Ama halen daha başkana çeşitli iftiralar atılan bir mahkeme sürüyor. Her gün iddianame satır satır çürüyor, sayfa sayfa dökülüyor.
"ENİNDE SONUNDA İMAMOĞLU CUMHURBAŞKANI OLACAK"
Kendine güvenen, savcısına güvenen karşımıza çıksın Silivri'den canlı yayın yapılsın, hodri meydan. Silivri'de davayı izlesenize, önünden yayın yapsanıza. İçeriden bir kelime konuşabilen bir kanal yok. Dünyanın bütün otokratları, dünyanın bütün demokratlarına bu zulmü yapmaya çalışıyorlar ya da niyetleniyorlar. Brezilya'da Lula vardı, Bolsonaro iftira attı, yetmedi Lula'yı hapse attı, yetmedi oğlunu, avukatını hapse attı. Onları hapse atan yargıcı Adalet Bakanı yaptı. Aynısı.. Hık demiş, önüne düşmüş. Ne oldu biliyor musunuz? Brezilya, aslanlar gibi içerideki mağdurun arkasında durdu, Lula adaylaştı. Seçimlerde iki kişiden birinin oyunu aldı, şimdi Brezilya Devlet Başkanı. Eninde sonunda arkadaşlarımız çıkacak, Ekrem Başkan çıkacak, o sandık gelecek, Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı olacak.
"TEK ADAMLIĞA ÖZENENLERİN OTURUP DÜŞÜNMELERİ LAZIM"
Mecliste resepsiyon var, gazeteciler soruyor, Erdoğan diyor ki 'Ana muhalefetle görüşürüm'. Türkiye zor bir dönemden geçiyor, Türkiye'nin elbette ihtiyacı olan iç cephenin güçlenmesidir, elbette tansiyonun düşmesi önemlidir. Ama rakiplerine düşman hukuku uygulayanlar, bu masada otururken balta çekip saldıranlar, şimdi dönüp de ‘Oturalım, konuşalım’ demesinler. Cumhuriyet Halk Partisi’ne düşman hukuku uygulayan kimseyle oturup konuşmam, kimseyle. O demokrasi düşmanı baltanı gömeceksin, o baltanı atacaksın, yakacaksın. Türkiye’nin kurucu partisine, onun üyelerine, milletin seçilmiş belediye başkanlarına, Türkiye Cumhuriyeti’nin belirlediğimiz Cumhurbaşkanı adayına, milletimiz takdir ederse bir sonraki Cumhurbaşkanına ve bir sonraki iktidar partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne haksızca saldırmayacaksın. Her gün iğneden ipliğe zam gelecek, beceriksiz politikalarla fiyatlar alıp başını gidecek, enflasyon azacak, seçim ekonomisi hesapları suya düşecek, yavaş yavaş yolun sonu görünecek, sonra geleceksin 'Efendim hepimiz aynı gemideyiz.' Evet hepimiz aynı gemideyiz, bu gemi iktidara doğru gidiyor, bu geminin bir tane kaptanı var o da Anıtkabir’de yatıyor. Kendine yalandan ‘başkomutan’ dedirtenlerin, demokrasiyi bir kenara koyup da tek adamlığa özenenlerin, milletin kararına saygı duymayanların önce oturup kendileri düşünmeleri lazım.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkarmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Ama bir şeyi yapmayız. Sen böyle duracaksın, sonra ‘Bize el uzat, başını uzat’ diyeceksin. Boynumuzu veririz, boyun eğmeyiz. İstedikleri kadar kaçsınlar, artık en çok iki yıl sonra bugün seçime kaldı iki pazar. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz. Kendimizden eminiz. Sakarya’nın bütün demokratlarına sesleniyorum. Bu seçim Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimi değildir. Bugüne kadar bir maç yaptık, sahaya çıktık, Tayyip Bey gol attı, sevindi. AK Parti maçı kazandı, sevindi. 47 yıl sonra gittik bir maç yaptık, golü attık, maçı kazandık. Tayyip Bey geldi, topu aldı, eve götürmeye çalışıyor. ‘Topu keseceğim, başkasına oynatmam’ diyor. Atatürk’ten emanet sandığı kimseye kaptıracak mıyız? Seçim sandığına ulaşacak mıyız? O sandıkta bu iktidarı değiştirecek miyiz?”




















